ORTAKLIKLAR VE İŞ BİRLİĞİ YOLUYLA DEĞİŞİMİ HIZLANDIRMAK

22.03.2023 / Gösterim Sayısı : 725 / Arşiv

Dünya Su Günü, 1993 yılından bu yana her Mart ayının 22’sinde bir tema vurgusu ile kutlanmaktadır. Bu özel günün amacı, tatlısu kaynaklarının önemine dikkat çekmek ve bu kaynakların sürdürülebilir yönetimine odaklanılmasını sağlamaktır.

 

Ülkemizde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) uhdesinde gerçekleştirilen etkinliklerle kutlanan “Dünya Su Günü”nün bu yıl ki teması Birleşmiş Milletler tarafından “Ortaklıklar ve İş Birliği Yoluyla Değişimi Hızlandırmak” olarak belirlenmiştir.

 

Dünyamız hızla değişmektedir ve bu değişim; iklim değişikliği, nüfus artışı, kontrolsüz sanayileşme, plansız kentleşme ve kirlilik gibi faktörlerin etkisiyle sınırlı kaynakların aleyhine gerçekleşmektedir. Bu menfi değişime ayak uyduracak aksiyonların tüm paydaşların işbirliğinde ve süratle alınması, sınırlı su kaynaklarımızın gelecek nesillere eksiksiz olarak aktarılması bakımından hayati önem taşımaktadır.

 

Köklü kurumsal yapısı 1925 yılına kadar uzanan DSİ, 1954 yılında bugünkü ismini alarak çalışmalarını sürdürmüştür. Ülkemizin su kaynaklarının korunması, planlanması, yönetilmesi ve işletilmesinden sorumlu en yetkili kuruluş olan DSİ, su stresi altında olan ülkemizin kaynaklarından bilim ve tekniği ışığında faydalanarak tüm sektörlerin ve vatandaşlarımızın ihtiyaçlarına cevap vermeye çalışmaktadır. Ancak bu çaba; yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlarımızı da içeren tüm paydaşların katkısı olmadığında bir yönüyle eksik kalmaktadır.

 

Özellikle ülkemizde suyun yaklaşık %75 ile en çok tüketildiği tarım sektöründe çiftçilerimizin, su kullanıcı örgütlerin ve sivil toplumun katkılarıyla bu oranın aşağı çekilmesi mümkündür. DSİ tarafından ülkemizin sulanabilir arazilerinin (8,5 milyon hektar) 4 milyon 563 bin 414 hektarlık kısmı sulamaya açılmıştır. Bu arazinin %32’lik kısmı damla ve yağmurlama gibi modern sulama teknikleri ile sulanmaktadır. Bitki su ihtiyacını optimum seviyede karşılayan ve su kaybını asgariye düşüren bu sistemlerin yaygınlaştırılmasında tüm paydaşların katkılarına ihtiyaç bulunmaktadır. Öte yandan tarımsal üreticilerimizin ekimi yapılacak ürün çeşidini, iklime ve su durumuna göre belirlemesi su kaynaklarımızın korunmasına önemli katkı sağlayacaktır.

 

Tarımsal sulamada su sarfiyatının önüne geçecek diğer önemli bir uygulama arazi toplulaştırmasıdır.  Ülkemizdeki tarım alanları çeşitli sebeplerle çok parçalı ve düzensiz haldedir. Ancak DSİ’nin üzerinde önemle durduğu toplulaştırma çalışmaları sayesinde parseller büyümekte, her parsel su ve yola kavuşmaktadır. Bu sayede daha geniş parsellerde ve daha az enerji maliyetiyle üretim yapmak mümkün olmaktadır. Tüm yurtta yürütülmekte olan toplulaştırma çalışmalarıyla bugüne kadar 6 milyon hektarlık alanda toplulaştırma çalışmaları tamamlanmıştır. Çalışmaların tamamlandığı arazilerde başta su olmak üzere tüm üretim girdilerinden tasarruf sağlanmakta ve birim alandan azami verim alınmaktadır.

 

Tıpkı tarımsal sulamada olduğu gibi içme ve kullanma suyunun da minimum kayıpla tüketicisine ulaşması gerekmektedir. DSİ’ce tamamlanarak hizmete alınan 386 adet içme suyu tesisinde yıllık 5 milyar metreküp AB standartlarında içme suyu üretilmektedir. İçme ve kullanma suyu, çok çeşitli mühendislik yapılarının dâhil olduğu uzun bir yolculuğun ardından musluklarımıza ulaşmaktadır. Barajlarda depolanan su; kilometrelerce isale hattı, su tünelleri, arıtma tesisleri ve şehir içi dağıtım şebekelerinden sonra son durağı olan musluklardan vatandaşlarımızın istifadesine sunulmaktadır. Bu maliyetli sürecin olabildiğince kayıpsız gerçekleşmesi su kaynaklarımızın korunmasını sağlayacaktır. Bu konuda özellikle yerel yönetimlere önemli vazifeler düşmektedir. Birçok ilimizde yerel yönetimlerin sorumluluğunda bulunan şehir içi dağıtım sistemlerinde yüksek oranda hatta %70’lere varabilen su kayıpları bulunmakta olup yüksek maliyetler ile temin edilen suyun önemli bir bölümü faydaya dönüştürülememektedir. Bu kayıp kaçakların yarı oranında düşürülmesi durumunda dahi yeni su kaynaklarının geliştirilme tarihleri ötelenebilecek ve kısıtlı su kaynaklarımızın en iyi şekilde korunması, kullanılması ve yönetilmesi sağlanabilecektir.

 

Su kaynaklarımızın korunması kadar önemli olan başka bir husus da iklim değişikliği ile birlikte sıklığı, şiddeti ve etkinlik alanı artan taşkınlarla mücadele konusunda alınacak tedbirlerdir. DSİ tarafından bugüne kadar 10 binin üzerinde taşkın kontrol tesisi inşa edilerek işletmeye alınmıştır. Bu tesislerle yerleşim yerleri ve tarım arazilerini içeren yaklaşık 2 milyon hektar arazi taşkın zararlarından korunmaktadır. Taşkınlar konusunda DSİ tarafından işletmeye alınan tesisler ve erken uyarı sistemlerinin yanı sıra ilgili kamu kurumlarından yerel yönetimlere, sivil toplum kuruluşlarından vatandaşlarımıza kadar her paydaşın dahil olduğu entegre bir taşkın yönetim sisteminin işletilmesi, taşkınlar sebebiyle ortaya çıkan can ve mal kayıplarını önemli ölçüde azaltacaktır. Bu çerçevede yerleşim birimlerini taşkın tehlike bölgesinin dışında kurmak ya da mevcut yerleşimleri bu alanların dışına taşımak en değerli tedbir olacaktır.

 

İklim değişikliği tıpkı taşkınlar gibi kurak dönemlerin de sıkılığını arttırmıştır. Yaşadığımız her kurak dönem suyun önemini bir kez daha ve her seferinde daha güçlü bir şekilde hatırlatmaktadır. Esasen kurak ya da yağışlı fark etmeksizin suyun önemi hiçbir dönem unutmamalı ve su tasarrufu bir yaşam tarzına dönüştürülmelidir. Bunun için artık herkes tarafından bilinen; damlatan muslukların tamir edilmesi ya da duşta geçirilen sürenin kısaltılması gibi basit ve etkili yöntemlerin dışında farklı yolların olduğu da bilinmeli ve uygulanmalıdır.

 

DEĞİŞİMİ HIZLANDIRMAK İÇİN SU TASARRUFUNUN FARKLI YOLLARI

 

Gıda Tasarrufu

-          Küresel olarak tarımsal ürünler 1/3 oranında israf edilmekte ve çöpe atılmaktadır.  Gıda israfını azaltmak, küresel olarak suyun en çok tüketildiği tarım sektöründe talebi azaltarak su kaynaklarımızın korunmasına yardımcı olacaktır.

 

Elektrik Tasarrufu

-          Tarım sektörü gibi enerji sektörü de suya bağımlıdır. Elektrik üretimi %90 oranında su yoğundur. Kullanılmayan elektrikli cihazların kapatılması elektrik tasarrufunun yanında su israfının da önüne geçecektir.

 

Su Kaynaklarımızı Koruyalım

-          Suyu ölçülü ve israf etmeden kullanarak tasarruf sağlayabileceğimiz gibi kaynaklarımızın kirlenmesine mani olarak da aynı sonuca ulaşabiliriz. Evsel atık yağları, son tüketim tarihi geçmiş ilaçları ve kimyasal maddeleri lavabo/tuvaletlere dökmeyerek su kaynaklarımızın korunmasına destek olabiliriz.

Sanal Su

-          Yaşam kaynağımız olan su aynı zamanda her türlü mal ve hizmet üretim sürecinin değişmez girdisi konumunda bulunmaktadır. Bu çerçevede tükettiğimiz her ürün değişen miktarlarda su içermektedir. Örneğin bir kot pantolon üretmek için 10 bin litre su harcanmaktadır. Dolayısıyla hayatın her alanında yapacağımız tasarrufla su kaynaklarımızı korumuş oluruz.

Ağaç Dikelim

-          Diktiğimiz ağaçlar sayesinde; küresel ısınma ve iklim değişikliğinin etkileri azalacak, daha fazla ve daha temiz suyumuz olacak, taşkın ve sel felaketlerine maruz kalma olasılığımız düşecektir.