‘Su ve İnsan’ temalı 2026 yılı Dünya Su Günü, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın katılımlarıyla düzenlenen törenle kutlandı.
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü konferans salonunda düzenlenen kutlama programına; Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Vahit Kirişci, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ebubekir Gizligider, DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, Akademisyenler, Tarım ve Orman Bakanlığı ve DSİ çalışanları ile basın mensupları katıldı.
Merasim ‘su ve insan’ temalı kısa film gösterimi ile başladı. Günün anlam ve önemini vurgulayan konuşmaların ardından, DSİ tarafından düzenlenen afiş, fotoğraf, resim ve kompozisyon yarışmalarında dereceye girenlere ödülleri takdim edildi.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Su, tarihin hem mürekkebi hem de kâğıdıdır.”
Konuşmasına ‘su ve insan’ temasına vurgu yaparak başlayan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “İnsan suyla var olmuş, suyla medeniyet kurmuş, suyla kalkınmıştır” dedi. Suyun sadece doğal bir kaynak olmadığını ifade eden Bakan Yumaklı, “Su; hayatın kendisidir. Sağlıktır, gıdadır, enerjidir, güvenliktir ve gelecektir” ifadelerini kullandı.
Su, tarihin hem mürekkebi hem de kâğıdıdır diyen Bakan Yumaklı sözlerini şöyle sürdürdü, “Mısır’da binlerce yıl önce suyu yükseltmek için kullanılan ‘Arşimet Vidası’nın yakın zamanlara kadar kullanıldığını görüyoruz. Bu, insanlığın en eski ‘teknoloji’ cümlelerinden biridir: ‘Suyu yerinde tutamazsan, onu akılla yükseltirsin.’ Mezopotamya’da insanlar suyu sadece kanallarla değil, haritalarla yönetiyordu. Şehir planlarının içinde su yollarının isimleri yazılıydı. Yani insanlık suyu sadece kazmayla değil, aklıyla yönetmeye başlamıştı. Anadolu’ya baktığımızda ise bu hikâye daha gurur verici bir hâl alır. Dünya Sulama Mirası Listesi’ne girmiş Çorum’daki Hitit Barajı yaklaşık 3.200 yıl önce inşa edildi. Yine aynı listede yer alan Van’daki Şamran Kanalı,
53 kilometre boyunca suyu hayatla buluşturdu ve bugün hâlâ kullanılmaktadır.”
Su ve insan ilişkisini Osmanlı ve Cumhuriyet döneminden verdiği örneklerle anlatan Bakan Yumaklı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘İktisadiyatımızın ana tedbirlerinden olan Su İşleri Umumi İdaresinin fenni kabiliyet ve kudreti, çok sağlam kurulmalıdır.’ sözüne atıfta bulunarak günümüzde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün bu vizyonun devamı olduğunu kaydetti.
“Barajlar bir milletin yarınına yazdığı güven mektuplarıdır.”
DSİ’nin ülkemize kazandırdığı dev barajlardan bahseden Bakan Yumaklı, “Barajlar bir milletin yarınına yazdığı güven mektuplarıdır” İfadelerini kullandı. DSİ’nin Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar 7,7 trilyon lira maliyetli 18 binden fazla su tesisini ülkemize kazandırdığını hatırlatan Bakan Yumaklı, bu yatırımların %60’ından fazlasının son 23 yılda yapıldığını aktardı.
Suyu akıllı kullanmayı hedeflediklerini belirten Bakan Yumaklı, basınçlı borulu sistemler sayesinde yılda, yaklaşık 10 milyar metreküp su tasarrufu sağlandığının altını çizdi. Son 23 yılda DSİ tarafından döşenen boruların uzunluğunun 120 bin kilometreyi aştığını ifade eden Bakan Yumaklı, şu ifadeleri kullandı, “Bu borularla dünyanın etrafını üç kez dolaşabilirsiniz. Artık suyu yalnızca borularla değil, veriyle de yönetiyoruz. Yapay zekâ destekli sistemlerle; toprak nemini ölçüyor, yağışı takip ediyor, sulamayı otomatik olarak yönetiyoruz.”
“2025 yılına barajlarımızda 10 milyar metreküp daha az suyla girdik.”
Dünyada kullanılabilir su miktarının son derece kısıtlı olduğunu ifade eden Bakan Yumaklı, doğanın suyu bol değil, ölçülü verdiğini, iklim değişikliği ile birlikte durumun daha da zorlaştığını kaydetti. Bakan Yumaklı 2025 yılında yaşanan kuraklık ile alakalı şu bilgileri verdi, “Son yıllarda; sıcaklıklar artıyor, yağışlar azalıyor, kar örtüsü küçülüyor. Kar aslında bu ülkenin doğal barajıdır. Ama o doğal barajımız da küçülmektedir. 2025 yılına barajlarımızda 10 milyar metreküp daha az suyla girdik. Bu sadece bir sayı değildir. Bu su, 125 milyon insanın yıllık içme suyu ihtiyacına eşittir. 2025 yılında; Konya Bağbaşı Barajı’nda su kalmadı. Eğirdir Gölü bin yıl sonra ilk kez ikiye ayrıldı. Çatalan Barajı tarihinin en düşük seviyelerini gördü. Bütün bunlar bize tek bir gerçeği söylüyor, ‘Kuraklık artık kapımızdaki bir misafir değildir. Kuraklık artık evimizin içindedir.’
Türkiye’nin kuraklıkla mücadelede hazırlıksız olmadığını ifade eden Bakan Yumaklı, bugüne kadar kurulan barajlar, göletler, sulama projeleri sayesinde kuraklığın etkilerini büyük ölçüde hamdolsun yönettik, dedi.
Artık yeni bir dönem girildiğini ve bu dönemin adının ‘Suyu Koruma Dönemi’ olduğunu vurgulayan Bakan Yumaklı, “Çünkü bugün şehirlerde kullanılan suyun yaklaşık %31’i kayıp ve kaçak olarak kaybolmaktadır. Yani bazı şehirlerde barajdan çıkan her üç bardak sudan biri, vatandaşa ulaşmadan kayboluyor. Artık suyu yalnızca doğal bir kaynak olarak değil, stratejik bir varlık olarak görmek zorundayız. Bu doğrultuda üzerinde çalışılan Su Kanunu; suyu stratejik ve korunması gereken bir varlık olarak ele alan, modern ve bütüncül bir yönetim anlayışı getirecektir” ifadelerini kullandı.
“Türkiye Sulamaları Merkez Birliği kurmayı planlıyoruz”
Ülkemizde sulama alanlarının çok parçalı bir yapı tarafından yönetilmesinin verimsizliğe sebep olduğunu belirten Bakan Yumaklı, bu nedenle Türkiye Sulamaları Merkez Birliğinin kurulmasının planlandığını duyurarak şu bilgileri verdi, “Bu yapıyla sulama işletmesi, bütçe, bakım ve su dağıtımını tek çatı altında toplayacak, merkezden planlanan ve sahada bölgesel olarak uygulanan daha etkin bir yönetim modeli oluşturacağız. Böylece bakım süreçleri hızlanacak ve su kullanımında verimlilik artacak.”
Konuşmasında su verimliliği seferberliğine de değinen Bakan Yumaklı şu ifadeleri kullandı, “Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde başlattığımız Su Verimliliği Seferberliğinin, artık sadece ülkemizin değil, dünyanın gündeminde de yer tutması için çalışıyoruz. Ulusal Su Kurulumuzda alınan kararla, kurumakta olan göllerimiz için Eylem Planlarımızı teker teker devreye alıyoruz. Biz biliyoruz ki, suya dair her kararımız; sofradaki ekmeğin bereketine, şehirdeki huzura, gelecekteki güvenliğimize dokunur. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın dediği gibi, Suyumuzu korumakla vatanımızı korumak arasında mahiyet itibarıyla hiçbir fark yoktur.”
Devlet Su İşleri Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, “Küresel ölçekte dört milyar insan yılın en az bir döneminde ciddi su sıkıntısı yaşamaktadır.”
Kutlama merasiminde bir konuşma yapan Genel Müdür Balta, insanlık tarihi boyunca hiçbir doğal kaynak su kadar hayati, su kadar stratejik ve su kadar vazgeçilmez olmamıştır. Çünkü suyun bir alternatifi yoktur, dedi.
İnsanlığın doğrudan erişebildiği tatlı su miktarının dünyadaki toplam suyun yüzde 1’inden daha az olduğunu hatırlatan Genel Müdür Balta, yani aslında bütün medeniyetler, bütün ekonomiler ve yaklaşık 8 milyar insan gezegenimizde bulunan bu %1’lik su dilimi ile hayatını sürdürmektedir, dedi.
Günümüzde dünyanın su konusunda tarihinin en kritik dönemlerinden birini yaşadığını kaydeden Genel Müdür Balta şu bilgileri paylaştı, “Birleşmiş Milletler ve uluslararası su raporlarına göre: Bugün dünyada yaklaşık 2,2 milyar insan güvenli içme suyuna erişememektedir. 3,5 milyardan fazla insan güvenli hijyen ve sağlık hizmetlerinden yoksundur. Küresel ölçekte 4 milyar insan yılın en az bir döneminde ciddi su sıkıntısı yaşamaktadır. Daha da çarpıcı olan ise şu gerçektir, eğer mevcut tüketim alışkanlıkları böyle devam ederse 2030 yılına kadar mevcut kaynaklar dünyadaki su talebini karşılayamaz hale gelecektir.”
Su yalnızca çevresel bir mesele değildir, diyen Genel Müdür Balta, “Su; gıda güvenliği, enerji üretimi, sanayi gelişimi, şehirlerin sürdürülebilirliği ve hatta küresel barış ile doğrudan ilişkilidir. Nitekim, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da ifade ettiği gibi: ‘Su hayattır, su vatandır.’ Gerçekten de su, bir milletin kalkınmasının, refahının ve geleceğinin en temel güvencelerinden biridir” ifadelerini kullandı.
“Suyu gelecek kuşaklara bırakılacak bir emanet olarak görüyoruz.”
Dünya Su Gününün bu yılki temasına değinen Genel Müdür Balta, “Bu tema bize, çok temel bir gerçeği hatırlatmaktadır: İnsan sudan ayrı düşünülemez. İnsanoğlu doğduğunda suyla karşılanır. Hayatını suyla sürdürür. Veda ettiğinde yine suyla uğurlanır. İnsan bedeninin yaklaşık %60’ı sudur. Yani aslında insanın kendisi de bir bakıma sudan ibarettir” dedi.
Genel Müdür Balta konuşmasını şu ifadelerle sonlandırdı. “Bizler suyu sadece tüketilen bir kaynak olarak değil, gelecek kuşaklara bırakılacak bir emanet olarak görüyoruz. Dolayısıyla suyun tasarruflu kullanılması, israfının önlenmesi ve su kaynaklarının korunması hepimizin ortak sorumluluğudur. Şeyh Edebali’nin asırlar öncesinden dile getirdiği, ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ sözünden hareketle biliyoruz ki, insanı yaşatmanın yolu da hayatın kaynağı olan suyu korumaktan geçmektedir.”