Yeryüzünde susuz bir hayat düşünmek mümkün değildir. Eski çağlardan günümüze kadar medeniyetin beşiği olarak adlandırılan bölgeler her zaman su havzalarının yakınında kurulmuş, medeniyetler suyun hayat verdiği topraklarda yeşermiştir.Tarih boyunca akarsulardan yaralanma imkanı bulan toplumlar dönemlerinin en ileri medeniyetlerini kurmuşlar bulama-yanlar ise yurtlarını terk edip göç etmek zorunda kalmışlardır.Yeryüzündeki medeniyetin ilk kaynağı olarak gösterilen, yazının bulunduğu,verimli topraklarında ilk tarımın yapıldığı ve “verimli hilal” olarak da adlandırılan Mezopotamya, bu ev sahipliğini Dicle ve Fırat’ın bereketli sularına borçludur.
M.Ö 3000 yılında Sümerler tarafından yapıldığı sanılan bir kanal şebekesiyle Fırat ve Dicle nehirleri birbirine bağlanarak bu nehirlerden daha fonksiyonel şekilde yararlanıldığı bilinmektedir.
Günümüzde de su ve sulama önemini korumakta olup, su arzının giderek artan dünya nüfusunun taleplerini karşılayamaması ile suyun stratejik bir meta haline geldiğini görmekteyiz. Gelecekte su kaynaklarının kullanımı ve kalitesini etkileyecek en önemli faktör nüfus olacaktır. Dünyanın toplam nüfusu 2000 yılında 6 milyarı aşmıştır ve 2025’te ise 8,3 milyara ulaşacağı tahmin edilmektedir. Bir başka deyişle 2025 yılına gelindiğinde, 2000 yılındaki dünya nüfusu, % 35 oranında artmış olacaktır. Günümüzde dünyadaki toplam yıllık gıda maddeleri üretimi, dünya tüketimin karşılayabilecek düzeydedir. Ancak, çeşitli bölgeler arasında kişi başına düşen üretim miktarı yönünden farklılıklar vardır. Nüfusunun % 7’sinden daha azı tarım sektöründe faaliyette bulunan gelişmiş ülkelerde bir çiftçi ailesi kendisine ilave olarak tarım dışı sektörlerde faaliyette bulunan 50 kişinin gıda ihtiyacını karşılayabilmektedir. Nüfusunun % 60’ı tarım sektöründe faaliyette bulunan gelişmekte olan ülkelerde ise bu değer 2 kişi ile sınırlı kalmaktadır.
Tarım sektörünün bir diğer işlevi ise kalkınmanın finansmanını sağlamasıdır. Ekonomik kalkınmada tarım ve sanayi sektörleri karşılıklı ilişki içinde olma durumundadır. Gelişen tarım, tarım dışı sektörlerde üretilen girdileri ve tüketim mallarını talep ederek tarım dışı sektörlerin daha da büyümesini, gelişmesini sağlarken, tarım dışı sektör de tarımdaki fazla işgücüne istihdam alanları sağlayarak ve aynı zamanda tarımsal ürünleri talep ederek, tarımın gelişmesini sağlayacaktır. Dolayısıyla tarım ve sanayi sektörleri karşılıklı olarak sürekli ilişki içinde olan ve birbirlerini karşılıklı olarak besleyen iki pazar durumundadır. Ekonomik kalkınma hamlesinde her ikisinin de ihmal edilmemesi gerekmektedir.
Türkiye’nin yüzölçümü 78 milyon hektar olup tarım arazileri bu alanın yaklaşık üçte biri, yani 28 milyon hektar mertebesindedir. Yapılan etütlere göre ekonomik olarak sulanabilecek alan 8,5 milyon ha olan Türkiye’de 2007 yılı sonu itibarı ile toplam 5,17 milyon ha arazi sulamaya açılmıştır. Bu miktarın yaklaşık 3 milyon hektarı DSİ tarafından inşa edilmiş modern sulama şebekesine sahiptir. 1,1 milyon hektarı mülga Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü (KHGM) tarafından işletmeye açılmıştır. Ayrıca yaklaşık 1,02 milyon hektar alanda halk sulaması yapılmaktadır. 2023 yılında ekonomik olarak sulanabilir 8,5 milyon hektar arazinin 6,5 milyon hektarının Genel Müdürlüğümüz tarafından işletmeye açılması hedeflenmiş olup, kalan 1,5 milyon hektar alanın diğer kamu kuruluşları tarafından işletmeye açılması ve 0,5 milyon hektarının ise halk sulamaları bünyesinde sulanacağı tahmin edilmektedir.
DSİ Genel Müdürlüğü günümüze kadar Türkiye’nin ekonomik olarak sulanması uygun olan 8,5 milyon hektar tarım sahasının yaklaşık %35’ini suya kavuşturmuştur. 2,98 milyon hektar olan bu alan ülkemizin toplam tarım alanının (28 milyon ha) yaklaşık % 11’ni teşkil etmektedir.
2007 yılı sonu itibariyle ülkemizde sulamaya açılan toplam 5,18 milyon hektar alanın % 60’ını teşkil eden 2,98 milyon hektar DSİ projeleri marifeti ile sulanmakta iken, 2023 yılında DSİ tarafından sulama suyu sağlanan alanın 6,5 milyon hektara ulaşması ile bu oran % 76’ya çıkacaktır.
Ekonomik olarak sulanabilecek 8,5 milyon hektar tarım alanının halen yaklaşık % 60’ının sulanabildiği ülkemizde; beslenme ihtiyacının karşılanması, sanayinin ihtiyacı olan tarımsal ürünlerin dengeli ve sürekli üretilebilmesi, tarım kesiminde çalışan nüfusun işsizlik
sorununun çözülmesi ve hayat seviyesinin yükseltilmesi için geri kalan yaklaşık 3,32 milyon hektarın da sulanması ve bunun için gereken sulama tesislerinin bir an önce inşa edilmesi özel bir önem taşımaktadır.
Yaklaşık olarak toplam alanın % 92’sinde yüzeysel sulama metotları (karık, tava ve salma) kullanılarak sulama yapılmaktadır. Geri kalan kısımda basınçlı sulama (yağmurlama ve damla) yapılmaktadır. Geleneksel (elle boru taşıma) yağmurlama sulaması çiftçiler arasında bütün ülke genelinde yaygındır ve 200 000 hektarın bu metotla sulandığı tahmin edilmektedir. DSİ sulamalarında 90 000 hektar alan yağmurlama, damla sulama metodu ile sulanmaktadır (başlıca şeker pancarı, tahıl, yonca, ayçiçeği, bostan ve sebzeler için). DSi’nin işletmeye açtığı yaklaşık 12 000 hektar alanda başlıca turunçgiller, üzüm bağları, çilek ve sebze damla sulama ile sulanmaktadır.
Zirai gelişmede su, en önemli girdilerden biri olup, toprakta bitki için gerekli olan nemi temin ederek verimi artırmanın yanı sıra, sektörü iklim şartlarından bağımsız kılmakta, ilave istihdam yaratmakta, kırsal alanda gelir dağılımını düzeltmekte, gübre kullanımına imkân sağlamakta, üretimin çeşitlenmesine ve tenebbüt müddetinin uzunluğuna bağlı olarak birim alandan birden fazla ürün alınmasına imkân vermektedir. DSİ tarafından sulanan alanların 6,5 milyon hektara çıkması ile ilave olarak 2 milyon kişiye istihdam sağlanarak ekonomik faydanın yanında sosyal fayda da temin edilecek ve büyük şehirlere göç olayı büyük ölçüde önlenecektir.
Ayrıca sulu tarım ile gayri safi milli zirai gelir beş kat artmaktadır. 2006 yılı verilerine göre sulama öncesi projesiz durumda ortalama gayri safi milli zirai gelir 66 YTL/da iken, sulama sonrasında 416 YTL/da olmuştur.
Bu kadar çeşitli faydaları olan sulamanın gerçekleştirilmesi, her şeyden önce sulanacak arazilerin sulamaya
elverişli olmasına, sulamada kullanılacak su kaynağının yeterli bulunması ve kalitesinin uygunluğuna bağlıdır. Bu iki esas şartın mevcudiyeti halinde, suyu sulama sahasına iletecek ve çiftçi tarafından kullanımını sağlayacak sulama şebekesi ile fazla suları sulama sahasından uzaklaştıracak olan drenaj şebekesinin tesisi gerekli olur. Bütün bu fiziki tesislerin tam ve mükemmel olması dahi başarılı bir sulama için yeterli olmayacaktır. Nitekim sulama, canlı bir iş olup, başarısı sistemin mesul idarece iyi işletilmesi kadar, çiftçilerin bilgi ve becerilerine de bağlı bir keyfiyettir.
Sulama Projelerinde Öncelik Belirleme Kriterleri
DSİ Genel Müdürlüğü, Yatırım Programı’nı oluştururken aday sulama projelerini şu kriterlere göre değerlendirmektedir:
•Çiftçilerin sulama talebinin olması
•Arazinin münbit olması
•Su kaynağının (baraj veya gölet) hazır olması
•Cazibe sulaması yapılabilmesi
•Toplulaştırmanın yapılmış olması
Bu kıstasların tamamını sağlayan projelere, “5 Yıldız Sulama Projeleri” adı verilir.
Çiftçilerin sulama bilincine erişmeleri, kendi aralarında bir araya gelerek örgütlenmeleri ve katılımcı sulama yönetimini sahiplenmeleri, sulama yatırımlarını geri ödemeyi benimsemeleri ve sulama sistemi kurulması yönünde istek ve beyanda bulunmaları projenin uygulanmasında ilk ve önemli bir aşamadır. Bunun en güzel örnekleri YAS Sulama Kooperatiflerinde görülmektedir.
Bilindiği üzere barajların; taşkın koruma, enerji, sulama, içme suyu gibi birden çok amacı olabilmektedir.
Sulama dışındaki öncelikleri geliştirilmiş barajların sulama maksadının da bir an önce devreye alınabilmesi bakımından, öncelikle yatırım programına alınarak gerçekleştirilmeleri durumunda, bu yatırımların milli ekonomiye geri dönüşü hızlı, katkısı da daha fazla olacaktır. Kaynağın baraj veya gölet olması çiftçilere sezon boyunca güvenli ve kaliteli su temin ederek tarımsal üretim yapma imkanı da sağlayacaktır.
Cazibe sulama yatırımlarının pompaj sulama yatırımlarına nazaran daha ucuz olması ayrıca işletme sırasında çiftçiye getirdikleri yükün de azlığı sebebiyle tercih edilmektedir. Toplulaştırma yapılmış arazilerde kamulaştırma ve diğer yatırım maliyetleri azalarak işletme sırasında da optimum ve randımanlı işletme şartları oluşacağından, yörede toplulaştırma yapılmış olması sulamaya geçiş için tercih konusudur. Arazinin verimli hatta iklim koşullarının müsait olması sebebiyle birden fazla ürün alınabilecek yerlerde öncelikle sulama projesi geliştirilmesi önem arz etmektedir.
Türkiye’de yüksek nüfus artışı ve tarımsal arazilerin miras yoluyla paylaşım neticesinde, sürekli bölünmesi yüzünden zirai projelerden beklenen faydayı sağlamakta bazı problemler gözlenmektedir. Bu problemleri çözmede mülga KHGM tarafından yapılan arazi toplulaştırmaları, aynı zamanda DSİ tarafından da önem verilen bir konudur. Arazi toplulaştırmasının en önemli faydaları arasında zirai üretimde modern tekniklerin uygulanması, tarım arazilerinin sulama ve ulaşım ağının inşası, arazilerin daha fazla bölünmesinin önlenmesi vardır. Arazi toplulaştırması sulama projelerinde kamulaştırma masraflarını bertaraf etmekte, inşaat, işletme ve bakım maliyetlerinde önemli miktarda düşüşe yol açmaktadır. Sulama projelerinde teknik ve ekonomik olarak yüksek standartlar sağlayan modern kapalı sulama sistemlerinin uygulanması ile çiftçilere ve ülke ekonomisine önemli miktarda katkı sağlanması mümkün olabilmektedir. Öte yandan, tarım arazisi fiyatlarının sürekli artışı yüzünden kamulaştırma maliyeti proje bütçesi kadar bir maliyete hatta daha fazlasına mal olmaktadır.
2007 Yılında Sulama Tesislerinde Kanal Tipleri ve Uzunlukları (km)
DSİ’nin Sulama Projelerini Tamamlama Hedefleri
Son yıllarda devlet yatırım bütçesinin küçülmesi ve buradan DSİ’ye ayrılan payın azalması neticesinde inşaatların tamamlanma süreleri uzamakta, beklenen fayda gerçekleşememekte, vatandaşın güveni sarsılmakta ve buna bağlı olarak teknik mahsurlar da doğabilmektedir. 2007 yılında; DSİ Genel Müdürlüğü Yatırım Programı’nda bulunan toplam 150 büyük sulama projesinin ortalama bitiş süresi verilen ödenekler düşünüldüğünde 33 seneyi bulmaktadır. DSİ Genel Müdürlüğü geliştireceği alternatif finans modelleri ile bu süreyi kısa vadede 20 yıl, hatta 10 yıl mertebesine çekebilmeyi hedeflemektedir. Misal olarak yeni finans modelleri ile GAP sulama projelerinin 2010 yılına kadar tamamlanması öngörülmektedir.
DSİ Sulamaları ve Kanal Uzunlukları
2008 yılı başı itibariyle işletmeye açılan toplam sulama tesisi sayısı 2048 adet olup, sulama alanı net 2 573 801 hektardır. Bunun 82 420 hektarı (61 adet sulama) DSİ’ce işletilmekte, 2 037 101 hektarı (668 adet sulama) DSi’ce inşa edilerek işletmesi Su Kullanıcı Örgütlerine devredilmiş, 16 066 hektarı ise (29 adet sulama) DSİ’ce bedeli karşılığında başka kurumlara (Devlet Üretme Çiftlikleri, Üniversiteler vb.) inşa edilmiş ve 438 214 hektarı (1 290 adet sulama) DSİ ile birlikte mülga KHGM’ce YAS Sulama Kooperatifleri adına geliştirilmiştir.
Mevcut sulamalarda kanal tipleri hizmet ettikleri alana göre sınıflandırıldığında; sulamaların %43 klasik kanal, %47 kanalet ve % 10 borulu şebekeden oluştuğu gözlemlenmektedir. Bu değerlere sulama şebekeleri mülga KHGM’ce yapılan Sulama Kooperatiflerindeki kanal uzunlukları dahil değildir. Kanal uzunluklarına göre de ayrıca bir oranlama da yapmak mümkündür.
Sulama kanallarının yanı sıra sulamadan dönen ve fazla suların uzaklaştırılması amacıyla inşa edilmiş açık drenaj kanallarının işletmesi de DSi’ce yapılmaktadır. Toplam drenaj kanalı uzunluğu 22 633 km olup, bunun 6 394 km’si ana drenaj kanalı, 7 337 km’si yedek drenaj kanalı, 8 902 km’si de tersiyer drenaj kanalından ibarettir. Sulamalarda işletme yönetimi ile kanal bakım-onarımını yapabilmek ve çiftçilere ulaşım imkanı sağlamak maksadıyla 37 087 km servis yolu da yapılmıştır. DSi’ce geliştirilen bütün sulamalarda, söz konusu kanalların işletme, bakım ve onarımlarının yeterince yapılabilmesi ve çiftçi katılımının sağlanması için DSİ Genel Müdürlüğü yeni bir politika benimsemiş ve 1993 yılından itibaren işletme yönetimi sorumluluğu çiftçi örgütlerine devredilmeye başlanmıştır. DSi’ce yapılan devir çalışmaları Dünya Bankası’nca desteklenmiş ve bütün dünyaya örnek çalışma olarak gösterilmiştir.
DSİ’CE SULAMAYA AÇILAN ALAN
Sulamanın Durumu
Tesis Adedi
Net Alan (ha)
Brüt Alan(ha)
DSi’ce İşletilen
61
82 420
95 393
Sulama Örgütlerine Devredilen
668
2 037 101
2 357 756
Bedeli Mukabil İnşa Edilen
29
16 066
18 680
YAS Kooperatifleri
1 290
438 264
507 695
TOPLAM
2 048
2 573 851
2 979 524
Sulama İşletmeciliği
DSi’ce geliştirilerek işletmeye açılmış olan brüt 2 979 000 hektar sulama alanının yaklaşık % 83’ü yer üstü su kaynaklarıyla, % 17’si yer altı su kaynaklarıyla sulanmaktadır. Bu sulamalarda mevcut su kaynaklarının en ekonomik bir şekilde kullanarak en uygun zirai üretimin gerçekleştirilmesine yönelik planlı sulama yönetimi çalışmaları yapılmaktadır. Sulama yönetimi çalışmaları; sulama mevsiminden önce genel sulama planlaması yapılmasını, sulama mevsiminde su dağıtımı programlarının hazırlanması, uygulanması ve izlenmesini, sulama sezonu sonrasında da değerlendirme çalışmalarını kapsamaktadır.
Sulama işletmelerinin performans göstergelerinin tespitinde; sulama oranları ve sulama randımanları incelenmektedir. DSİ sulamalarında uzun yıllar ortalaması olarak sulama oranı % 65, sulama randımanı ise % 41 olmuştur
DSİ SULAMALARINDASU KAYNAĞI KULLANIMI
% 80
Yer Üstü Su Kaynaklarından
% 13
Pompaj
% 67
Cazibe
% 20
Yer Altı Su Kaynaklarından
% 3
Cazibeyi Takviye
% 17
YAS Sulama Kooperatifi
Sulama oranlarının düşüklüğünün sebepleri söyle sıralanabilir:
Nadasa bırakma (% 13), yağışların yeterli olması veya çiftçilerin yağışı yeterli görmesi (% 27), su kaynağının yetersizliği (% 6), sulama tesisleri yetersizliği (% 5), taban suyu yüksekliği (% 2), tuzluluk ve sodyumluk (% 2), bakım ve onarım yetersizliği (% 2), topografya yetersizliği (% 3), sosyal ve ekonomik sebepler (% 20), tarım alanlarının yerleşim, sanayi ve turizm alanına dönüşmesi gibi diğer etkenlerdir (% 20). Bu neticeler sulama alanı 1000 ha’nın üzerinde olan devredilen sulamalar ve DSİ’ce işletilen sulamalardan elde edilmiştir. DSİ sulamalarının çoğunluğu açık kanal cazibe sulaması olduğundan sulama randımanlarının % 50 seviyesine çıkarılması için çalışmalar yapılmaktadır.
Sulama yönetimi çalışmaları kapsamında başarılı bir sulama işletmeciliği yapabilmek için asgari şartlar şunlardır:
•1/5000 ölçekli işletme haritalarının mevcut olması,
•Eğitimli ve yeterli sayıda personel istihdamı,
•Bakım-onarımının zamanında yapılması ve bakım onarıma yeterli ödenek ayrılması,
•Sulama mevsiminden önce sulama alanı su ihtiyacının tahmini ve kaynak ile karşılaştırılması,
•Haberleşme araçlarının (telsiz, telefon vb.) temini.
•6200 Sayılı Kanun’a göre; DSİ’ce inşa edilerek işletmeye açılan sulamalarda bir yıl önce yapılmış olan işletme ve bakım masraflarının tamamı faydalananlardan işletme ve bakım ücretleri (çiftçi tabiriyle sulama ücreti) şeklinde geri alınmaktadır.DSİ sulamalarında işletme ve bakım ücretleri her yıl Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenmektedir.
•6200 Sayılı Kanun, Bakanlar Kurulu’na işletme ve bakım ücretlerinde indirim yapma yetkisi de vermiştir. Yapılan değerlendirmelere göre, sulama ücretleri zirai üretim de-ğerinin % 3-5 civarında olmaktadır.
•DSİ’ce inşa edilerek işletmeye açılan sulamalara yapılan kamulaştırma dahil yatırım masrafları da 6200 Sayılı Kanun gereği faydalananlardan geri alınmaktadır. Yatırım geri ödeme tutarları Başbakanlık Olur’u ile belli dönemlerde yenilenmektedir.En son olarak,yıllık yatırım ücreti geri ödemeleri, başlangıç yılı 2002 yılı olmak üzere 7 Mayıs 2001 tarihli Başbakanlık Olur’u ile 0,15 -0,75 YTL/da arasında belirlenmiştir. Geri ödeme süresi ortalama 11 yıldır.
•Sulama ve drenaj kanallarında su iletimini güçleştiren unsurlardan birisi de otlanma ve sediment birikimidir. Bunun için özellikle mekanik temizlik yöntemlerine başvurulmaktadır. Bu kapsamda 2007 yılında; 7 800 km sulama kanalında 3,5 milyon m3, 900 km drenaj kanalında 3,8 milyon m3 temizlik çalışması yapılmıştır.
•Sulama yönteminde esas unsurlardan birisi de, sulama tesislerinde fiziki yapıların (kanal, çek yapısı, ölçü tesisleri, sel geçitleri vb. hidrolik yapılar) sulama mevsiminden sulamaya hazır hale getirilmesidir. Bu maksatla gerekli bakım onarım çalışmaları (beton onarımı, kanalet değiştirme, servis yolu bakımı, boya, tamirat, sızdırmazlık sağlanması vb.) yapılmalıdır. Bu kapsamda 2007 yılında; 10.000 km servis yolu bakımı, 360 000 m3 stabilize serilmesi, 38 000 m3 beton onarımı, 126 km kanalet değiştirme ve 58 000 m2 boya çalışması gerçekleştirilmiştir.
•976 888 ha alanı koruma altına alan ve 37 adedi taşkın amaçlı baraj olmak üzere toplam
4.401 adet taşkından koruma tesisinde ise, 2007 yılı içerisinde; 18 milyon m3 temizlik, sedde ve röpriz yapımı, 15 000 m3 beton onarımı, 2 800 km servis yolu bakımı ve 71 000 m3 stabilize serilmesi çalışması yapılmıştır.
•DSi’ce geliştirilen sulamalarda sulanan alandaki bitki desenindeki gelişmeler incelendiğinde en dikkat çekici nokta, sulamadan önce kuru tarım yapılan alanlarda hububat ağırlıklı ekim yapılırken, sulamadan sonra ürün çeşitliliği meydana gelmesidir. Son yıl verilerine göre, DSİ’ce geliştirilen sulamalarda bitkideseni; %18 pamuk, %17 hububat, % 19 mısır, %6 şekerpancarı, % 6 sebze, % 2 bakliyat, % 6 meyve, % 4 narenciye, % 3 ayçiçeği, % 4 yem bitkisi, % 3 bağ ve % 12 diğer ürünler şeklinde gelişmiştir.
Katılımcı Sulama Yönetimi (Devir Çalışmaları)
Devir Çalışmalarının Temel Gerekçeleri ve Amaçları
Gerekçeler;
•Bütçe ve diğer imkânlardaki azalma,
•Faydalananların hizmetleri daha düzenli, süratli ve ekonomik olarak yapabilecekleri düşüncesi,
Dünyadaki benzer gelişmeler
Amaçlar;
•Çiftçi katılımı ve yerinden yönetim,
•Özdenetim,
•Faydalar;
•İşletme ve bakım giderlerinde azalma (personel giderleri, enerji giderleri, bakım ve onarım giderleri),
•Daha adil su dağıtımı,
Sorunların yerinde çözümü
Devir Yapılabilecek Kurum ve Kuruluşlar
Birden fazla idari birim arazilerine hizmet eden sulama tesisleri 5355 Sayılı Kanun ile kurulmuş Sulama Birliklerine ve 1163 Sayılı Kanun’a göre kurulmuş sulama kooperatiflerine, sadece bir idari birim arazisine hizmet eden sulama tesisi yine sulama kooperatiflerine devredildiği gibi köy tüzel kişilikleri ve belediyelere, devredilebilmektedir. Devir oranı % 96’ya ulaşmıştır. Devredilen alan bazında ulaşılan bu olumlu noktadan sonraki çalışmaların seyri “Katılımcı Sulama Yönetiminin Sürdürülebilirliği” yönünde gelişmektedir.
DEVREDİLEN SULAMALARIN DEVRALAN ÖRGÜTLERE GÖRE DAĞILIMI
Kurum/ Kuruluş Adı
Adedi
Oran (%)
Alan (ha)
Oran (%)
Köy Tüzel Kişiliği
227
27,3
39 451
1,9
Belediye
154
18,5
70 092
3,4
Sulama Birliği
352
42,4
1 834 643
90,1
Kooperatif
92
11,1
91 365
4,5
Diğer
6
0,7
1 550
0,1
TOPLAM
831
100,0
2 037 101
100,0
2008 yılı başında DSİ’nin inşa ettiği sulamaları sulamaların net 2 037 101 ha’ı devredilmiştir. (Bedeli mukabil ve DSİ+KHGM tarafından inşa edilen YAS sulamaları devir işlemine konu değildir.
Yeraltısuyu Potansiyeli
DSİ Genel Müdürlüğünce 2007 yılı sonuna kadar yapılmış olan hidrojeolojik etütler neticesinde tespit edilmiş olan 13,66 km3 yeraltı suyu rezervinin 4 014 m3’ü DSİ, kamu kuruluşları ve sulama kooperatiflerine ait devlet eliyle yapılan sulamalarda, 5 463 km3’ü içme-kullanma ve sanayi suyu ihtiyaçlarında, 2,619 km3’ü ise münferit özel sulamalarda olmak üzere 12 096 km3’lük bölümünün tahsis işlemi yapılmıştır.
167 Sayılı “Yeraltısuları Hakkında Kanun” hükümleri uyarınca açılacak kuyuların adetleri, yerleri, derinlik ve diğer özellikleri ile çekilecek su miktarı DSİ’ce belirlenir. 167 Sayılı Kanun’un
3. maddesi uyarınca sınırları ve yapısı, özellikleri belirlendikçe yeraltısuyu sahaları DSİ Genel Müdürlüğü’nün teklifi üzerine ilgili bakanlıkça “Yeraltısuyu İşletme Alanları” kabul ve ilan edilir. İlan edilmiş yeraltısuyu işletme sahaları içinde ve dışında yeraltı suyu aranması ve kullanılması aynı kanunun 8. maddesi uyarınca DSİ tarafından verilecek izne bağlıdır. Aynı şekilde ıslah ve tadil izin belgeleri de yine DSİ’nin yetkisi dâhilindedir.
Yeraltısuyu Kullanımı
Ülkemizde yeraltısuları; içme-kullanma ve sanayi suyu ihtiyaçları ile sulama maksatlı kullanılmaktadır. Yeraltısuyu sulama faaliyetleri DSİ Genel Müdürlüğü ve KHGM’ce yürütülmekte iken halihazırda DSİ ile özel idareler yürütecektir.
Yeraltısuyu Sulamaları
Ülkemizde gün geçtikçe artan ve gelişme gösteren yeraltısuyu sulamalarını devlet eliyle yapılan sulamalar ve halk sulamaları olmak üzere iki gruba ayırmak mümkündür.
Devlet Eliyle Yapılan Yeraltısuyu Sulamaları
Bu sulamalar DSİ YAS Sulamaları, Kamu YAS Sulamaları ve YAS Sulama Kooperatiflerine ait sulamalar olmak üzere 3 ayrı biçimde uygulanmaktadır.
DSİ YAS Sulamaları
DSİ Genel Müdürlüğü’nce inşa edilen yüzey sulamalarını takviye etmek veya kombine bir sulama yapmak maksadıyla geliştirilmiş projelerdir. Ayrıca sadece yeraltısuyundan faydalanarak inşa ve işletmesi DSİ tarafından yapılan sulamalar da bu kapsam içerisindedir. Bu projelerde 01.01.2008 tarihi itibariyle 1 665 adet kuyu ile 83 432 ha alan yeraltısuyundan sulanmaktadır. Ancak bilindiği gibi son yıllarda bu sulamaların işletme hakkı, kurulmakta olan sulama örgütlerine devredilmektedir.
Kamu YAS Sulamaları
Çoğunluğu Tarım işletmelerini kapsamak üzere kamu kuruluşları adına hazırlanan projeler ile gerçekleştirilmiş sulamalardır. Bu projeler bedeli mukabili yapılmakta ve işletmeleri ilgili kurum veya kuruluşlarca yürütülmektedir. 01.01.2008 tarihi itibarı ile kamu kuruluşlarına ait 25 adet projede 342 adet işletme sondaj kuyusu ile 16 140 ha alanın yeraltısuyundan sulanması sağlanmıştır.
YAS Sulama Kooperatifleri
Bu sulamalar ülkemizdeki yeraltısuyu sulamalarının en büyük bölümünü oluşturmaktadır.
1966 yılından itibaren uygulanmaya başlanan ve 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu’na göre kurulan sulama kooperatifi sulamaları, aradan geçen 37 yıllık süre zarfında yoğun çiftçi talepleri ile karşılaşmış ve önemli gelişmeler göstermiştir. Bu sulamalar önceleri “Mahdut Mesuliyetli Zirai Sulama Toprak Muhafaza ve Arazi Islahı Toprak ve Su Kooperatifi” adıyla DSİ ve Toprak-Su Genel Müdürlüğü arasındaki işbirliği ile başlamış, Toprak-Su teşkilatının lağvedilip Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün kurulmasından sonra “S.S. Sulama Kooperatifleri” adı altında çalışmalar her iki Genel Müdürlükçe birlikte devam ettirilmiştir. Bu çalışmalar, söz konusu sulama kooperatiflerinin kurulmasını teşvik etmek, tesislerin inşaatını yapmak ve işletmeye geçtikten sonraki faaliyetlerini yürütmek amacıyla DSİ, Toprak-Su ve Ziraat Bankası arasında akdedilen 03.03.1966 tarihli ve daha sonra revize edilen 31.12.1973 tarihli işbirliği protokolü ile gerçekleştirilmektedir.
Sulama kooperatiflerine ait hizmetlerde DSİ Genel Müdürlüğü yapacağı tesislerle ilgili teknik ve ekonomik fizibilite raporlarını hazırlamak, yeraltısuyu işletme sondaj kuyularını açmak, işletilecek kuyuların elektrifikasyon tesislerini projelendirmek ve inşasını yapmak, kuyulara uygun motopompları tespit ederek temin ve montajı işlemlerini gerçekleştirmekle görevlendirilmiştir. Sulama kooperatifleri ise DSİ Genel Müdürlüğü’nce inşa edilen tesisleri devralmak ve sulama şebekeleri ile bakım ve onarımlarını yaparak yeraltısuyu sulama tesislerinin işletmesini yapmakla yükümlüdür.
Sulama kooperatifleri adına Mülga Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nce yapılan sulama tesisleri inşaatları bedelsiz olmakla beraber, DSİ Genel Müdürlüğü’nce açılan işletme sondaj kuyuları, inşa edilen kuyu başı elektrifikasyon tesisleri ve motopomp bedelleri geri ödemeye tabidir. Söz konusu tesislerin bedelleri faizsiz olarak hesaplanmakta ve Bakanlar Kurulu Kararı gereği DSİ Genel Müdürlüğü’nce hazırlanan bir devir sözleşmesi ile tesisler kooperatiflere devredilmektedir. Devir sözleşmeleri önceleri tesislerin ilk 5 yılı ödemesiz 25 yılı geri ödemeli, 30 yıllık bir işletme süresini kapsamaktaydı. Bu süre içerisinde işletme sondaj kuyuları 1 defa, motopomplar ise iki defa yenilenmekteydi. Ancak 26.6.1997 tarihli Başbakanlık Olur’u ile devir sözleşmelerinde yeni bir düzenlemeye gidilmiş ve daha önce inşa edilen tesislerin hakkı saklı kalmak kaydıyla bu tarihten sonra inşa edilen tesislerde geri ödeme süreleri ilk üç yılı ödemesiz ve 12 yılı eşit taksitler halinde olmak üzere 15 yıla indirilmiştir. Böylelikle tesislerdeki kuyu ve motopomp yenilemeleri kaldırılmış ve yenileme ihtiyacı bulunması ve kooperatifin talebi olması halinde yenilemenin bedeli mukabilinde yapılacağı kabul edilmiştir.
•Sulama kooperatiflerine ait yeraltı suyu sulamalarında 01.01.2008 tarihine kadar 10 828 kuyuda 438 679 hektar arazinin sulanması sağlanmıştır. Ülkemizde halen faaliyette bulunan takriben 1 296 adet sulama kooperatifinin dağılımında yoğunluk Konya, Isparta, Eskişehir, Kayseri, Edirne, Samsun, İzmir DSİ Bölge Müdürlüklerinde yer almaktadır.
•İnşa edilen yeraltısuyu sulama tesisleri 6200 Sayılı Kanun gereğince sulama kooperatiflerine devredilmektedir. 01.01.2008 tarihine kadar tevsi işleri dâhil olmak üzere 1 723 adet ünitede 9 079 adet kuyu ile 379 965 ha alanı sulayacak kapasitedeki yeraltısuyu sulama tesisinin devir işlemleri yapılmıştır.
•Böylece 01.01.2008 tarihi itibari ile DSİ YAS Sulamaları, Kamu YAS Sulamaları ve YAS Sulama Kooperatiflerinin aracılığıyla 12 835 adet işletme sondaj kuyusundan net 538 251 hektar alan yeraltı suyundan sulanmaktadır. Ülkemizde yeraltısuyu sulama projelerinin ele alınmasından itibaren en fazla gelişme sulama kooperatiflerinde olmuş ve kooperatif sulamalarının toplam yeraltısuyu sulamaları içindeki payı % 81’e ulaşmıştır. Yeraltısuyu sulama alanlarının toplamı, DSİ tarafından sulamaya açılan alanların içinde yaklaşık % 20’lik bir pay oluşturmaktadır.
•Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün kapanmasından sonra, DSİ ve KHGM’ce ortaklaşa yapılan YAS Sulama Kooperatiflerinin yarım kalan sulama inşaatlarının tamamlanması maksadıyla, Resmi Gazete’nin 05.08.2005 tarih ve 25897 sayısında yer alan, 2005/9173 sayılı kararı uyarınca, yeraltı suyu sulama kooperatiflerine ait sulama şebekeleri, kooperatif yönetimlerinden de talep gelmesi halinde, bedeli karşılığında Devlet Su işleri tarafından gerçekleştirilebilecektir.
Halk YAS Sulamaları
Çiftçilerin 167 Sayılı Kanun esaslarına göre kullanma belgesi alarak yaptığı ferdi sulamalar bu çerçevededir. 01.01.2008 tarihine kadar özel sulama yapılması ve içme-kullanma, sanayi suyu için 140 982 adet kullanma belgesi verilmiş olup, münferit şahıs sulamaları için 2,6119 km3 (milyar m3) yeraltı suyu tahsis edilmiştir.
Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP)
Ülkemizin en büyük projesi olan Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP); Fırat ve Dicle havzalarını kapsayan başta sulama ve enerji yatırımları ağırlıklı olmak üzere, bölgenin ekonomik ve sosyal kalkınmasını sağlayacak önemli bir entegre projedir.
Proje bölgede yer alan Gaziantep, Adıyaman, Kilis, Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin, Siirt, Batman ve Şırnak illeri olmak üzere 9 ili kapsamaktadır. Bu illerde 2000 yılında yapılan genel nüfus sayımı neticelerine göre yaklaşık 6,47 milyon insanın yaşadığı belirlenmiştir.
Cumhuriyet döneminin en büyük yatırımlarından biri olan ve DSİ tarafından geliştirilen bu proje; 7’si Fırat, 6’sı da Dicle Havzası’nda olmak üzere 13 adet proje demetinden oluşmaktadır. GAP bünyesinde yapımı öngörülen 13 adet proje çerçevesinde; 22 baraj inşa edilerek, toplam 7490 MW kurulu gücünde 19 hidroelektrik santral ile yılda 27 milyar kWh hidroelektrik enerjisi üretilecek ve yaklaşık 1,79 milyon hektar tarım arazisi sulama imkanına kavuşacaktır. GAP bünyesindeki enerji projelerinde yaklaşık % 75, sulama projelerinde ise yaklaşık % 15 oranında gerçekleşme sağlanmıştır. Fırat Nehri üzerinde Keban, Karakaya, Atatürk, Birecik ve Karkamış Baraj ve HES’leri, Dicle nehri üzerinde ise Batman, Kralkızı ve Dicle Baraj ve HES’leri tamamlanmış ve elektrik üretimine başlamıştır. Bu bölümde hidroelektrik gelişimden ziyade, gelişimin daha az olduğu sulama projelerinden bahsedilecektir.
Güneydoğu Anadolu Projesi’nin entegre kalkınma projesi olması, GAP bölgesinin milli gelirden aldığı payın arttırılmasını ve gelir seviyesindeki bu artışın sosyokültürel gelişmeyi de beraberinde getirmesini hedeflemektedir. Gelirseviyesi artışını sağlayacak temel faktör ise başta tarım sektörüne yapılan yatırımlar olmak üzere DSİ tarafından yapılan yatırımlar olacaktır. Bu sebeple Bakanlar Kurulu’nca 04.06.1998 tarih ve 98/11231 sayı ile GAP’ın en geç 2010 yılına kadar tamamlanması kararlaştırılmış ve ilgili kuruluşlardan GAP ile ilgili bütün çalışmalarını 2010 yılı hedefine göre düzenlemeleri istenmiştir. Devlet Su işleri Genel Müdürlüğü de bu hedef doğrultusunda çalışmaların 1998 yılında yapmış ve GAP’taki enerji ve tarım sektörü projelerinin 2010 yılına kadar tamamlanmasını sağlayacak şekilde 1999-2010 yıllarını kapsayan dönem için, yıllık ödenek ihtiyacını belirleyip ilgili Makamlara iletmiştir.
Ancak 1999-2005 yılları yatırım bütçelerindeki GAP yatırım ödeneklerinin bu hedefleri gerçekleştirmeye yeterli olmadığı açıkça görülmüştür.
1 792 935 ha sulama alanına sahip GAP içerisine, planlama ve işletme aşamasında olan toplam alanı 107 700 ha’lık münferit projeler de dahi edilmiştir. DSİ X., XV. ve XX.Bölge Müdürlüklerince Küçük Su İşleri kapsamında yapılan ve kısmen YAS sulamalarını içeren münferit projelerin işletmede olan miktarı 71 229 ha’dır