|
.
TARIM SEKTÖRÜ
SULAMA
Tarım ve Sulama
Günümüzde de su ve sulama önemini korumakta olup, su arzının giderek artan dünya nüfusunun taleplerini karşılayamaz hale gelmesi ile suyun stratejik bir meta haline geldiğini görmekteyiz. Gelecekte su kaynaklarının kullanımı ve kalitesini etkileyecek en önemli faktör nüfus olacaktır. Dünya toplam nüfusu 2009 yılında 6 milyarı aşmış, 2050’de ise 9,1 Milyara ulaşacağı tahmin edilmektedir. Bir başka deyişle 2050 yılına gelindiğinde, dünya nüfusu, %50 oranında artmış olacaktır. Günümüzde bile, dünyadaki toplam yıllık gıda maddeleri üretimi, dünya tüketimini karşılamakta zorlanmaktadır. Ancak, çeşitli bölgeler arasında kişi başına düşen üretim miktarı yönünden farklılıklar vardır. Nüfusunun % 5’sinden daha azı tarım sektöründe faaliyette bulunan gelişmiş ülkelerde bir çiftçi ailesi kendisine ilave olarak tarım dışı sektörlerde faaliyette bulunan 50 kişinin gıda ihtiyacını karşılayabilmektedir. Nüfusunun %60’ı tarım sektöründe faaliyette bulunan gelişmekte olan ülkelerde ise bu değer 2 kişi ile sınırlı kalmaktadır. Bu nedenle, tarımsal sektör gıda güvenliği ve ülkenin sosyo-ekonomik kalkınmasında büyük rol oynamaktadır.
Tarımsal gelişmede, su en önemli girdilerden biri olup, toprakta bitki için gerekli olan nemi temin ederek verimi artırır. Ayrıca, sektörü iklim şartlarından bağımsız kılmakta, ilave istihdam yaratmakta, kırsal alanda gelir dağılımını düzeltmekte, gübre kullanımına imkan sağlamakta, üretimin çeşitlenmesine ve yetişme müddetinin uzunluğuna bağlı olarak birim alandan birden fazla ürün alınmasına imkan vermektedir. Kırsal alandaki nüfusun gelirlerini artırarak, onların kente göçünü önlemektedir. Sulama suyu ile artan tarımsal ürünler, ülkenin gıda güvenliğini sağlamaya büyük katkıda bulunur. Nitekim sulama, canlı bir iş olup, başarısı sistemin mesul idarece iyi işletilmesi kadar, çiftçilerin bilgi ve becerilerine de bağlı bir keyfiyettir.
Türkiye dünya pazarında tarım ürünleri üretimim bakımından kendi kendine yeten birkaç ülkeden biridir. Türkiye herhangi bir Ortadoğu ülkesinden kullanılabilir su kaynakları ve ekilebilir araziyi kapsayan tarımsal kaynaklar bakımından biraz zengindir. Türkiye’nin avantajı, geniş tarım arazisinin yanında çok değişik iklim özelliklerine sahip olmasıdır. Çeşitli iklim koşulları, ılıman ve yarı tropik iklim çeşitlerine kadar birçok çeşitli tarımsal ürünün yetişmesine imkan verir. Bu iklim çeşitliliği Türkiye’yi en iyi kalitede çok çeşitli tarımsal ürün yetiştiren ülkelerden bir yapar. Orta doğu ve Kuzey Afrika ülkeleri arasında en fazla tarım ürünleri üreten ve ihraç eden ülkedir.
Türkiye’de yapılan sulu tarım göstermiştir ki, sulu tarım ile gayri safi milli zirai gelir yaklaşık 5-6 kat artmaktadır. Yaklaşık olarak, sulama öncesi projesiz durumda hektar başına ortalama tarımsal gelir 500 ABD Dolar (660 TL/ha) iken, sulama sonrasında 3 000 ABD Doları (4 160 TL/ha) olmuştur.

Türkiye'nin yüzölçümü 78 milyon hektar olup tarım arazileri bu alanın yaklaşık üçte biri, yani 28 Milyon hektar mertebesindedir. Yapılan etütlere göre ekonomik olarak sulanabilecek alan 8,5 milyon ha olan Türkiye’de 2008 yılı itibarı ile toplam 5,28 Milyon ha arazi sulanmaktadır. Bu miktarın 3,06 Milyon hektarı DSI tarafından geliştirilmiştir. 2023 yılına kadar geri kalan 3,22 milyon hektarının Genel Müdürlüğümüz tarafından işletmeye açılması hedeflenmiştir. Bu, sulama projeleri için 26 Milyar ABD Doları yatırım demektir.
Sulama şebekesini geliştirilen kuruluşlar aşağıdaki tabloda görülmektedir. Sulama projelerini geliştirilen en büyük kuruluş DSİ Genel müdürlüğüdür. Bunun dışında küçük ölçekli çiftçilerin geliştirdiği sulama projeleri 1 Milyon hektarı bulmaktadır. Bu tip sulama alanları, nehirler, göller ve rezervuar alanlarının yakınında bireysel çiftçiler tarafından geliştirilmiştir.
Tarım dışı su kullanan kullanıcıların su talebinin artması, tarımsal sulama (%74) dahil tüm su kullanıcı sektörlerde su tasarrufu yapmayı zorunlu kılar. Su gelecekte çok daha fazla önemli olacaktır bu yüzden verimli ve tasarruflu kullanılması gerekir.


Su kaynaklarından maksimum faydayı sağlamak için DSİ, açık kanal uygulamasından kapalı kanal uygulamasına geçti. Yeni yapılan sulama projelerinde borulu su dağıtım şebekesi yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Özellikle suyun az olduğu iç bölgelerde açık kanal, su tasarrufu bakımında olumsuz olmaktadır. Bu sebeple, mevcut sulama şebekelerinde borulu şebekenin oranı %14, inşa halinde olan sulama projelerinde borulu şebekenin oranı %55’e yükseldi. Mevcut sulamalarda hizmet ettikleri alana göre kanal tipleri sınıflandırıldığında; %44 klasik kanal (kaplamalı açık kanal), %42 kanalet (prefabrike betonarme ayaklar ve kanallar olarak üretilerek yerine monte edilmiş açık kanal), ve %14 borulu şebekeden oluştuğu gözlemlenmektedir.


Ayrıca, önceki sulama projeleri yatırım programında tekrar gözden geçirilerek, iyileştirilerek, açık sulama sistemleri kapalı sulama şebekelerine dönüştürülmektedir. Diğer yandan, tarım verimliğini artıran en önemli faktörler, arazi toplulaştırması, arazi tesviyesi, drenaj işleri gibi tarla faaliyetlerini tamamlamak ve ürün-toprak-su yönetimi konusunda çiftçilerin kapasitelerinin yükseltilmelidir. Tarla içi sulamasında da geleneksel yöntemler yerine, yağmurlamam veya damlama sulaması kullanılması verimliliği, %60’dan yağmurlamada%80, damlama sulamada ise %90’a artırır. Bu da %20-30 su tasarrufu demektir.
Aşağıdaki tablodan görüleceği üzere, kanal tipleri ve kanal uzunluklarına göre, kaplamalı kanallar diğer tip kanal uzunluklarına göre biraz fazladır.


Sulanan alanın yaklaşık %92’si yüzey sulama yöntemleriyle (karık, sınır vb) suluma yapılmaktadır. Geri kalan kısım basınçlı sulama yöntemleriyle sulanmaktadır. (yağmurlama ve damlama). Yaklaşık 282 000 ha alan çiftçiler tarafından sıkça kullanılan elle taşınan borularla yağmurlama sulaması yapılmaktadır. DSİ projelerinde 74 000 ha alandan fazla arazi özellikle meyve ve yetiştiriciliğinin yapıldığı yerlerde yağmurlama yöntemiyle ve yaklaşık 26 000 ha alan özellikle sebze yetiştiriciliğinin yapıldığı damlama sulama yöntemiyle sulama uygulanmaktadır.
Toplam drenaj kanalı uzunluğu 23 061 km olup, bunun 6 534 km ana drenaj kanalı, 7 490 km yedek drenaj kanalı, 9 037 km de tersiyer drenaj kanalından ibarettir. Sulamalarda işletme yönetimi ile kanal bakım-onarımını yapabilmek ve çiftçilere ulaşım imkanı sağlamak için 40 170 km servis yolu da yapılmıştır.
Sulama Projelerinde DSİ’nin Öncelikleri
DSİ Genel Müdürlüğü, yatırım programını oluştururken sulama projelerini programa alıp gerçekleştirme sürecinde, öncelikle yapılası gereken sulama projelerini, şu kriterlere göre değerlendirmektedir:
-
Çiftçilerin sulama talebinin olması,
-
Arazinin mümbit olması,
-
Su kaynağının (baraj veya gölet) hazır olması,
-
Cazibe sulaması yapılabilmesi ve
Toplulaştırmanın yapılmış olması.
Çiftçilerin sulama bilincine erişmeleri, kendi aralarında bir araya gelerek örgütlenmeleri ve katılımcı sulama yönetimini sahiplenmeleri, sulama yatırımlarını geri ödemeyi benimsemeleri ve sulama sistemi kurulması yönünde istek ve beyanda bulunmaları projenin uygulanmasında ilk ve önemli bir aşamadır. Bunun en güzel örnekleri YAS Sulama Kooperatiflerinde görülmektedir.
Verimli araziler, uygun iklim koşulları, bir yılda birden fazla ürün yetiştirme imkanı verebilir. Bu sebeple, arazinin özelliği, ekolojik denge ile ilişkisi su kaynaklarının geliştirilmesinde göz önüne alınmalıdır.
Bilindiği üzere barajların; taşkın koruma, enerji, sulama, içmesuyu gibi birden çok amacı olabilmektedir. Kaynağın baraj veya gölet olması çiftçilere sezon boyunca güvenli ve kaliteli su temin ederek tarımsal üretim yapma imkanı da sağlayacaktır.
Cazibe sulama yatırımlarının pompaj sulama yatırımlarına nazaran daha ucuz olması yanında işletme sırasında çiftçiye getirdikleri yük de daha az olacağından tercih konusudur.
Toplulaştırma yapılmış arazilerde kamulaştırma ve diğer yatırım maliyetleri azalarak işletme sırasında da optimum ve randımanlı işletme koşulları oluşacağından, yörede toplulaştırma yapılmış olması sulamaya geçiş için tercih konusudur.
Arazinin verimli hatta iklim koşullarının müsait olması nedeniyle birden fazla ürün alınabilecek yerlerde öncelikle sulama projesi geliştirilmesi önem arz etmektedir.
Türkiye’de yüksek nüfus artışı ve tarımsal arazinin miras yoluyla paylaşım sonucunda, sürekli bölünmesi yüzünden tarımsal projelerden beklenen faydayı sağlamamaktadır. Bu problemleri çözmek için arazi toplulaştırması DSİ tarafından uygulanmaktadır. Arazi toplulaştırması sulama projelerinde kamulaştırma masraflarını bertaraf etmekte, inşaat, işletme ve bakım maliyetlerinde önemli miktarda düşüşe yol açmaktadır. Sulama projelerinde teknik ve ekonomik olarak yüksek standartlar sağlayan modern kapalı sulama sistemlerinin uygulanması ile çiftçilere ve ülke ekonomisine önemli miktarda katkı sağlanması mümkün olabilmektedir. Öte yandan, tarım arazisi fiyatlarının sürekli artışı yüzünden kamulaştırma maliyeti, proje bütçesi kadar bir maliyete, hatta daha fazlasına mal olmaktadır.
DSİ Sulama Şebekesi
2008 yılı başı itibariyle işletmeye açılan toplam sulama tesisi sayısı 2 100 adet olup sulama alanı net 2 638 404 ha’dır. Bunun 88 054 ha (60 adet sulama) DSİ’ce işletilmektedir. 2 090 404 ha (682 adet sulama) DSİ’ce inşa edilerek işletmesi Su Kullanıcı Örgütlerine devredilmiştir. Bazı küçük ölçekli sulama projeler olan 16 066 ha (29 adet sulama) DSİ’ce bedeli karşılığında başka kurumlara (Devlet Üretme Çiftlikleri, Üniversiteler vb.) inşa edilmiştir. 443 954 ha (1 329 adet sulama) DSİ ile birlikte mülga KHGM işbirliğinde geliştirilmiştir ve YAS Sulama Kooperatiflerine devredilmiştir.
DSİ’ce Sulamaya Açılan Alan
Sulamanın Durumu |
Tesis Adedi |
Net Alan (ha) |
Brüt Alan(ha) |
DSİ’ce İşletilen |
60 |
88 054 |
101 914 |
Sulama Örgütlerine Devredilen |
682 |
2 090 330 |
2 419 364 |
Bedeli Mukabil İnşa Edilen |
29 |
16 066 |
18 595 |
YAS Kooperatifleri |
1 329 |
443 954 |
513 836 |
TOPLAM |
2 100 |
2 638 404 |
3 053 709 |
Sulama İşletmeciliği
Sulama suyunun çoğu, yaklaşık % 80’i yerüstü su kaynaklarıyla, % 20’si yeraltı su kaynaklarını kullanmaktadır. DSİ, bu sulamalarda mevcut su kaynaklarının en ekonomik bir şekilde kullanarak en uygun tarımsal üretimin gerçekleştirilmesine yönelik planlı sulama yönetimi çalışmaları yapılmaktadır. Bu çalışmalar 3 safhada gerçekleşmektedir. Sulama yönetimi çalışmaları; 1) sulama mevsiminden önce genel sulama planlaması yapılması, 2) sulama mevsiminde su dağıtımı programlarının hazırlanması, uygulanması ve izlenmesini, 3) sulama sezonu sonrasında da değerlendirme çalışmalarını kapsamaktadır.
Sulama işletmelerinin performans göstergelerinin tespitinde; sulama oranları ve sulama randımanları incelenmektedir. DSİ sulamalarında uzun yıllar ortalaması olarak sulama oranı % 65, sulama randımanı ise % 45 olmuştur.
Sulama oranlarının düşüklüğünün sebepleri söyle sıralanabilir;
-
Nadasa bırakma (%12),
-
Yağışların yeterli olması veya çiftçilerin yağışı yeterli görmesi (% 20),
-
Su kaynağının yetersizliği (%11),
-
Sulama tesisleri yetersizliği (%6),
-
Taban suyu yüksekliği (%2),
-
Tuzluluk ve sodyumluk (%3),
-
Bakım ve onarım yetersizliği (%2),
-
Topografya yetersizliği (%5),
-
Sosyal ve ekonomik nedenler (%21) ve
-
Tarım alanlarının yerleşim, sanayi ve turizm alanına dönüşmesi gibi diğer nedenler (%19).
DSİ’ce inşa edilerek işletmeye açılan sulamalara yapılan kamulaştırma dahil yatırım masrafları da 6200 sayılı yasa gereği faydalananlardan geri alınmaktadır. Yatırım geri ödeme tutarları Başbakanlık Olur’u ile belli dönemlerde yenilenmektedir. En son olarak, yıllık yatırım ücreti geri ödemeleri, başlangıç yılı 2002 yılı olmak üzere 7 Mayıs 2001 tarihli Başbakanlık Olur’u ile 1 500-7 500 TL/ha arasında belirlenmiştir. Geri ödeme süresi ortalama 11 yıl’dır.
DSİ’ce geliştirilen sulamalarda sulanan alandaki çiftçilerin tercih ettiği bitki deseni aşağıda verilmiştir; %14 pamuk, %20 hububat, %22 mısır, %5 şekerpancarı, %6 sebze, %1 bakliyat, %6 meyve, %4 narenciye, %3 ayçiçeği, %5 yem bitkisi, %2 bağ ve %12 diğer ürünler şeklinde gelişmiştir. Sulama ile ürünlerdeki ortalama artış; pamuk 4 260 kg/ha, hububat 4 220 kg/ha, mısır 10 170 kg/ha, şekerpancarı 52 640 kg/ha, bakliyat 2 420 kg/ha, narenciye 39 280 kg/ha, ayçiçeği 2 110 kg/ha, yem bitkisi 10 500 kg/ha olmuştur. Sulama projeleriyle hububatta %140, baklagillerde %133, şekerpancarında %69, pamukta %225, Mısırda %422, meyvede %127, narenciyede %141, sebzede %184 verim artışı meydana gelmiştir.
Sulama Yönetimi Devri (SYD)
Gerekçeler;
Bütçe ve diğer imkânlardaki azalma,
Faydalananların hizmetleri daha düzenli, süratli ve ekonomik olarak yapabilecekleri düşüncesi ve
Dünyadaki benzer gelişmeler.
Amaçlar;
Çiftçi katılımı ve yerinden yönetim,
Mülkiyet duygusu ve
Özdenetim.
Faydalar;
İşletme ve bakım giderlerinde azalma (personel giderleri, enerji giderleri, bakım ve onarım giderleri),
Daha adil su dağıtımı ve
Sorunların yerinde çözümüdür.

DSİ’nin sulama sistemlerini Sulama Örgütlerine devri, 1993 yılında hız kazanmıştır. 1993 yılından önce küçük ve ayrı projeler devredilirken, 1993 yılından itibaren büyük ölçekte projeler devredilmeye başlanmıştır. Sulama Örgütleri, sulama projelerinin işletme sorumluluğunu devir alırlar, projelerin mülkiyeti DSİ’de kalır.
Su Kullanıcı Örgütleri (SKÖ)
Su Kullanıcı Örgütleri, birçok biçimde olabilir. Şayet bir sulama şebekesi bir yerel yönetimin alanından geçiyorsa, o şebekenin işletme sorumluluğu ilgili yerel yönetimine (Belediye veya Köy Muhtarlığı) devredilebilir. Ancak, çoğu sulama şebekesi birden fazla idari birimden geçmektedir. Bu sebeple devir yapılabilecek yeni idari birimlere ihtiyaç vardır. Birden fazla idari birim arazilerine hizmet eden sulama tesisleri 1580 ve 442 sayılı yasa ile kurulmuş Sulama Birliklerine (SB) ve 1163 sayılı yasaya göre kurulmuş Sulama Kooperatiflerine (SK), sadece bir idari birim arazisine hizmet eden sulama tesisi yine sulama kooperatiflerine devredildiği gibi köy tüzel kişilikleri ve belediyelere, devredilebilmektedir. Bugün itibariyle, DSİ’ce devir oranı %96’e ulaşmıştır. Bu oran devir çalışmalarının başarısını göstermektedir.
Sulama Örgütleri |
Kurum/Örgüt Adı |
Adedi |
Oran (%) |
Alan (ha) |
Oran (%) |
Köy Tüzel Kişiliği |
228 |
26.9 |
40,333 |
1,9 |
Belediye |
154 |
18.2 |
70,612 |
3,4 |
Sulama Birliği |
361 |
42.6 |
1 883 702 |
90,1 |
Kooperatif |
99 |
11,7 |
94 013 |
4,5 |
Diğer |
6 |
0.7 |
1 670 |
0,1 |
TOPLAM |
848 |
100 |
2 090 330 |
100 |
Bu devir oranında, yeraltı suyu (YAS) Sulama Kooperatiflerine devir çalışmaları hariç tutulmuştur. Aşağıdaki paragraflarda detaylı bilgi verilen bu çalışmalar, DSİ ve mülga Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünce (KHGM) ortak yapılmıştır. Kuyu açma, elektrifikasyon tesisleri inşası, pompa montajı DSİ’ce, sulama şebekesi Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünce (KHGM) yapılan sulama şebekeleri, Yeraltı suyu (YAS) Sulama Kooperatifleri devir edilmektedir. KHGM’nün kapatılmasıyla, KHGM’nün sorumluluklarını İl Özel İdareler almıştır.
Yeraltı suyu Sulama Örgütleri
Yeraltı suyu araştırmaları 1956 yılından itibaren yürütülmektedir. 2008’e kadar uygulanan çalışmalara göre, kaynak olarak çıkan yeraltı suyu hariç Türkiye’de güvenle çıkarılabilir yeraltı suyu miktarı yılda 13 66 km3/yıldır. Halen DSİ, toplam 12 096 km3/yıl yeraltı suyunu tahsis etmiştir. Bu miktarın 6 633 km3/yıl kadarı (bireysel çiftçi kullanımı olan 2 619 km3/yıl miktar dahil) sulama suyu olarak ve 5 463 km3/yıl kadarı içme, kullanma ve sanayi suyu olarak ayrılmıştır.
167 sayılı “Yeraltı suları Hakkında Kanun” hükümleri uyarınca açılacak kuyuların adetleri, yerleri, derinlik ve diğer özellikleri ile çekilecek su miktarı DSİ’ce belirlenir. 167 sayılı kanunun 3. maddesi uyarınca sınırları ve yapısı, özellikleri belirlendikçe yeraltı suyu sahaları DSİ Genel Müdürlüğünün teklifi üzerine ilgili bakanlıkça “Yeraltı suyu İşletme Alanları” kabul ve ilan edilir. İlan edilmiş yeraltı suyu işletme sahaları içinde ve dışında yeraltı suyu aranması ve kullanılması aynı kanunun 8. maddesi uyarınca DSİ tarafından verilecek izne bağlıdır. Aynı şekilde ıslah ve tadil izin belgeleri de yine DSİ’nin yetkisi dahilindedir.
Tamamlanmış bir sulama şebekesinde yüzey suyunun yetersiz olduğu durumlarda yeraltı suyu çekimi, sulamaya ilave bir kaynak olabilir. Bundan ayrı olarak, sadece yeraltı suyu kullanan sulama projeleri vardır. 2008 yılı itibariyle, 83 406 ha alan 1 681 yeraltı suyu kuyuları sayesinde yeraltı suyu ile tarımsal sulama yapmaktadır. Bu sulamalar, yıldan yıla sulama örgütlerine devredilmektedir.
Yeraltı suyu Örgütleri 3 Grupta Toplanabilir;
(a) Kamu Yer altı Sulamaları,
(b) Yeraltı suyu Kooperatifleri ve
(c) Özel Yer altı Sulamaları.
Kamu Yeraltısuyu Sulamaları
Çoğunluğu Tarım İşletmelerini kapsamak üzere kamu kuruluşları adına hazırlanan projeler ile gerçekleştirilmiş sulamalardır. Bu projeler bedeli mukabili yapılmakta ve işletmeleri ilgili kurum veya kuruluşlarca yürütülmektedir. 2008 tarihi itibarı ile kamu kuruluşlarına ait 25 adet projede 342 adet işletme sondaj kuyusu ile 16 140 ha alanın yeraltı suyundan sulanması sağlanmıştır.
Yeraltısuyu Sulama Kooperatifleri
Bu sulamalar ülkemizdeki yeraltı suyu sulamalarının en büyük bölümünü oluşturmaktadır. 1966 yılından itibaren uygulanmaya başlanan ve 1163 sayılı kooperatifler kanununa göre kurulan sulama kooperatifi sulamaları, aradan geçen 43 yıllık süre zarfında yoğun çiftçi talepleri ile karşılaşmış ve önemli gelişmeler göstermiştir. Bu sulamalar önceleri “Mahdut Mesuliyetli Zirai Sulama Toprak Muhafaza ve Arazi Islahı Toprak ve Su Kooperatifi” adıyla DSİ ve Toprak-Su Genel Müdürlüğü arasındaki işbirliği ile başlamıştır. Toprak-Su teşkilatının lağvedilip Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün kurulmasından sonra “S.S. Sulama Kooperatifleri” adı altında çalışmalar her iki Genel Müdürlükçe birlikte devam ettirilmiştir. Bu çalışmalar, söz konusu sulama kooperatif1erinin kurulmasını teşvik etmek, tesislerin inşaatını yapmak ve işletmeye geçtikten sonraki faaliyetlerini yürütmek amacıyla DSİ, Toprak-Su ve Ziraat Bankası arasında akdedilen 3.3.1966 tarihli ve daha sonra revize edilen 31.12.1973 tarihli İşbirliği Protokolü ile gerçekleştirilmektedir.
Sulama Kooperatiflerine ait hizmetlerde DSİ Genel Müdürlüğü yapacağı tesislerle ilgili teknik ve ekonomik fizibilite raporlarını hazırlamak, yeraltı suyu işletme sondaj kuyularını açmak, işletilecek kuyuların elektrifikasyon tesislerini projelendirmek ve inşasını yapmak, kuyulara uygun motopompları tespit ederek temin ve montajı işlemlerini gerçekleştirmekle görevlendirilmiştir. Sulama kooperatifleri ise DSİ Genel Müdürlüğünce inşa edilen tesisleri devralmak ve sulama şebekeleri ile bakım ve onarımlarını yaparak yeraltı suyu sulama tesislerinin işletmesini yapmakla yükümlüdür.
Sulama kooperatifleri adına Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünce yapılan hizmet ve tesisler bedelsiz olmakla beraber, DSİ Genel Müdürlüğünce açılan işletme sondaj kuyuları, inşa edilen kuyu başı elektrifikasyon tesisleri ve motopomp bedelleri geri ödemeye tabidir. Söz konusu tesislerin bedelleri faizsiz olarak hesaplanmakta ve Bakanlar Kurulu Kararı gereği DSİ Genel Müdürlüğü’nce hazırlanan bir Devir Sözleşmesi ile tesisler kooperatiflere devredilmektedir. Devir Sözleşmeleri tesislerin ilk 5 yılı ödemesiz, 25 yılı geri ödemeli, 30 yıllık bir işletme süresini kapsamaktaydı. Bu süre içerisinde işletme sondaj kuyuları 1 defa, motopomplar ise 2 defa yenilenmekteydi. Ancak 26.6.1997 tarihli Başbakanlık Olur’u ile Devir Sözleşmelerinde yeni bir düzenlemeye gidilmiş ve daha önce inşa edilen tesislerin hakkı saklı kalmak kaydıyla bu tarihten sonra inşa edilen tesislerde geri ödeme süreleri ilk 3 yılı ödemesiz; 12 yılı eşit taksitler halinde olmak üzere 15 yıla indirilmiştir. Böylelikle tesislerdeki kuyu ve motopomp yenilemeleri kaldırılmış ve yenileme ihtiyacı bulunması ve kooperatifin talebi olması halinde yenilemenin bedeli mukabilinde yapılacağı kabul edilmiştir.
Sulama kooperatiflerine ait yeraltı suyu sulamalarında 2008 tarihine kadar 438 679 ha arazinin sulanması sağlanmıştır. Ülkemizde halen faaliyette bulunan takriben 1 500 adet sulama kooperatifinin dağılımında yoğunluk Konya, Isparta, Eskişehir, Kayseri, Edirne, Samsun, İzmir DSİ Bölge Müdürlüklerinde yer almaktadır.
İnşa edilen yeraltı suyu sulama tesisleri 6200 sayılı yasa gereğince Yeraltı Sulama Kooperatiflerine devredilmektedir. 2008 tarihine kadar tevsi işleri dahil olmak üzere 1 723 adet sulama projesinde 9.079 adet kuyu ile 379 965 ha alanı sulayacak kapasitedeki yeraltı suyu sulama tesisinin devir işlemleri yapılmıştır.

Böylece 2008 başı itibari ile DSİ YAS Sulamaları, Kamu YAS Sulamaları ve YAS Sulama Kooperatifleri aracılığıyla 12 835 adet işletme sondaj kuyusunda net 538 251 hektar alan yeraltı suyundan sulanmaktadır. Ülkemizde yeraltı suyu sulama projelerinin ele alınmasından itibaren en fazla gelişme sulama kooperatiflerinde olmuş ve kooperatif sulamalarının toplam yeraltı suyu sulamaları içindeki payı % 82’e ulaşmıştır.
Halk YAS Sulamaları
Çiftçilerin 167 sayılı yasa esaslarına göre kullanma belgesi alarak yaptığı ferdi sulamalar bu kapsamdadır. 2008 yılı itibariyle, özel sulama yapılması ve içme-kullanma, sanayi suyu amacı ile 140 982 adet kullanma belgesi verilmiş olup, münferit şahıs sulamaları için 2,62 km3 (milyar m3) yeraltı suyu tahsis edilmiştir.
Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP)
Ülkemizin en büyük projesi olan Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP); Fırat ve Dicle havzasını kapsayan başta sulama ve enerji yatırımları ağırlıklı olmak üzere, bölgenin ekonomik ve sosyal kalkınmasını sağlayacak önemli bir entegre projedir.
Proje bölgede yer alan Gaziantep, Adıyaman, Kilis, Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin, Siirt, Batman ve Şırnak illeri olmak üzere 9 ili kapsamaktadır. Bu illerde 2007 yılında yapılan genel nüfus sayımı sonuçlarına göre yaklaşık 7,17 milyon insanın yaşadığı belirlenmiştir.
Cumhuriyet döneminin en büyük yatırımlarından biri olan ve DSİ tarafından geliştirilen bu proje 7’si Fırat havzasında, 6’sı da Dicle havzasında olmak üzere 13 adet proje demetinden oluşmaktadır. GAP kapsamında yapımı öngörülen 13 adet proje kapsamında; 22 baraj inşa edilerek, toplam 7 490 MW kurulu gücünde 19 hidroelektrik santral ile yılda 27 367 milyar kWh hidroelektrik enerjisi üretilecek ve yaklaşık 1,8 milyon hektar tarım arazisi sulama imkanına kavuşacaktır. Bugünkü koşullar göz önüne alınarak yapılan çalışmalarda GAP sulama projesinin ancak 1,06 milyon ha’nın ekonomik olarak sulanabileceği öngörülmüştür. GAP kapsamındaki enerji projelerinde yaklaşık %75, sulama projelerinde ise yaklaşık %26 oranında gerçekleşme sağlanmıştır.
Fırat nehri üzerinde Keban, Karakaya, Atatürk, Birecik ve Karkamış Baraj ve HES, Dicle nehri üzerinde ise Batman, Kıralkızı ve Dicle Baraj ve HES tamamlanmış ve elektrik üretimine başlamıştır. Şimdiki durumda, GAP bölgesindeki sulama projelerinin gelişimi, GAP bölgesindeki hidroelektrik gelişimden çok daha azdır.
Güneydoğu Anadolu Projesinin bütünleşmiş kalkınma projesi olması, GAP bölgesinin milli gelirden aldığı payın arttırılmasını ve gelir seviyesindeki bu artışın sosyo-kültürel gelişmeyi de beraberinde getirmesini hedeflemektedir. İktidardaki hükümet, GAP projelerine ayrılan yetersiz ödenekler nedeniyle yavaşlayan gelişmeyi hızlandırmaya karar verdi. Bu nedenle GAP projelerinin mümkün olan en kısa zamanda bitirilmesi amacıyla girişimler başlattı. Şimdiye kadar GAP projelerine 21 Milyar ABD Doları harcandı. Kalan projelerin bitirilmesi için de 15 Milyar ABD Doları gerekmektedir. 2008 yılı ortalarında Ilısu Barajı ve HES projesinin inşaatına başlandı. Şayet Almanya, Avusturya ve İsviçre gibi uluslararası kredi sağlayıcıları, çevre örgütlerinin menfi etkisiyle kredi kesintisi yapmaz ise, normal şartlarda bu projenin 7 yılda bitilmesi planlanmaktadır.
Yine de, Karakaya ve Atatürk barajları yapım süreçlerinde yaşandığı gibi, şimdiki hükümet ulusal fonları kullanarak bu projeleri bitirme kararlığındadır. Dicle nehri üzerinde Ilısu barajı ve HES projesinden sonra yapılacak önemli diğer bir baraj ve HES ise, Cizre barajı ve HES’dir.
GAP Eylem Planı 18.06.2008 tarih ve 2008/11 sayılı Başbakanlık Genelgesi ile uygulamaya konulmuştur.
GAP sulama projelerine ayrılan ödenek;
-
2007 yılında 97,7 Milyon TL.
-
GAP Eylem Planının hayata geçirilmesi ile 2008 yılı sene başı ödeneği 87 Milyon TL iken 6 kat arttırılarak 487,7 Milyon TL olmuştur.
-
2009 yılında ise 2008 yılı sene başı ödeneğine göre yaklaşık 10 kat arttırılarak 905,1 milyon TL olmuştur.

İŞLETMEDE OLAN GAP SULAMALARI |
Fırat Nehri |
Dicle Nehri |
Proje İsmi |
Alan (ha) |
Proje İsmi |
Alan (ha) |
Şanlıurfa-Harran |
139 913 |
Kralkızı-Dicle Pompaj |
6 692 |
Adıyaman Çamgazi |
4 189 |
Batman Sol Sahil |
981 |
Hancağız |
6 945 |
Batman Sağ Sahil |
675 |
Yaylak- |
18 322 |
Devegeçidi |
10 600 |
Bozova Pompaj |
9 749 |
Silvan I ve II |
8 790 |
Kayacık Ovası |
2 350 |
Silopi Nerdüş |
2 740 |
Yukarı Harran |
10 567 |
Çınar Göksu |
4 234 |
Samsat Pompaj |
960 |
Garzan Kozluk |
3 973 |
Nusaybin Çağçağ |
8 600 |
DSİ X. Bölge |
3 258 |
Akçakale Yeraltısuyu |
10 255 |
|
|
Ceylanpınar Yeraltısuyu |
9 000 |
|
|
Hacıhıdır |
2 080 |
|
|
Derik Dumluca |
1 860 |
|
|
Paşabağ |
400 |
|
|
DSİ XV. Bölge |
900 |
|
|
DSİ XX. Bölge |
4 939 |
|
|
TOPLAM |
272 972 ha |
İNŞA HALİNDEKİ GAP SULAMALARI |
Şanlıurfa-Harran |
7 974 |
Kralkızı-Dicle Pompaj |
16 393 |
Yukarı Harran |
2 888 |
Kralkızı-Dicle Cazibe |
1 336 |
Adıyaman Çamgazi |
3 811 |
Batman Sol Sahil |
17 777 |
Belkıs Nizip |
11 925 |
Batman Sağ Sahil |
17 918 |
Kayacık Ovası |
17 650 |
|
|
Samsat Pompaj |
1 846 |
|
|
TOPLAM |
99 518 ha |
|