Sulamanın Önemi
Yeryüzünde susuz bir hayat düşünmek mümkün değildir. Eski çağlardan günümüze kadar medeniyetin beşiği olarak adlandırılan bölgeler her zaman su havzalarının yakınında kurulmuş, medeniyetler suyun hayat verdiği topraklarda yeşermiştir. Tarih boyunca akarsulardan yararlanma imkanı bulan toplumlar dönemlerinin en ileri medeniyetlerini kurmuşlar, bulamayanlar ise yurtlarını terk edip göç etmek zorunda kalmışlardır. Yeryüzündeki medeniyetin ilk kaynağı olarak gösterilen, yazının bulunduğu, verimli topraklarında ilk tarımın yapıldığı ve “verimli hilal” olarak da adlandırılan Mezopotamya, bu ev sahipliğini Dicle ve Fırat’ın bereketli sularına borçludur.
M.Ö. 3000 yılında Sümerler tarafından yapıldığı sanılan bir kanal şebekesiyle Fırat ve Dicle nehirleri birbirine bağlanarak bu nehirlerden daha fonksiyonel şekilde yararlanıldığı bilinmektedir.
Günümüzde de su ve sulama önemini korumakta olup, su arzının giderek artan dünya nüfusunun taleplerini karşılayamaması ile suyun stratejik bir meta haline geldiğini görmekteyiz. Gelecekte su kaynaklarının kullanımı ve kalitesini etkileyecek en önemli faktör nüfus olacaktır. Dünyanın toplam nüfusu 2010 yılında 6,908 milyarı aşmıştır ve 2050’de ise 9,15 milyara ulaşacağı tahmin edilmektedir. Bir başka deyişle 2050 yılına gelindiğinde, 2010 yılındaki dünya nüfusu, %30 oranında artmış olacaktır. Dünyadaki toplam yıllık gıda maddeleri üretimi, dünya tüketimin karşılayabilecek düzeydedir. Ancak, çeşitli bölgeler arasında kişi başına düşen üretim miktarı yönünden farklılıklar vardır. Gelişmekte olan ülkelerde %60’a varan tarımsal istihdamın gelişmiş ülkelerde %7’ye kadar düştüğü görülmektedir. Diğer bir ifade ile gelişmekte olan ülkelerde tarımla meşgul olan bir kişi kendisi dahil olmak üzere yaklaşık 2 kişiyi besliyor iken, gelişmiş ülkelerde bu değer 14 kişiye kadar çıkabilmektedir. Ülkemizde ise 2010 yılında tarımsal istihdam oranı yaklaşık %25 olup, tarımda istihdam edilen her bir kişi kendisi dahil 4 kişiyi beslemektedir.
Tarım sektörünün bir diğer işlevi ise kalkınmanın finansmanını sağlamasıdır. Ekonomik kalkınmada tarım ve sanayi sektörleri karşılıklı ilişki içinde olma durumundadır. Gelişen tarım, tarım dışı sektörlerde üretilen girdileri ve tüketim mallarını talep ederek tarım dışı sektörlerin daha da büyümesini, gelişmesini sağlarken, tarım dışı sektör de tarımdaki fazla işgücüne istihdam alanları sağlayarak ve aynı zamanda tarımsal ürünleri talep ederek, tarımın gelişmesini sağlayacaktır. Dolayısıyla tarım ve sanayi sektörleri karşılıklı olarak sürekli ilişki içinde olan ve birbirlerini karşılıklı olarak besleyen iki pazar durumundadır. Ekonomik kalkınma hamlesinde her ikisinin de ihmal edilmemesi gerekmektedir.
Türkiye’nin yüzölçümü 78 milyon hektar (783.577 km2) olup, tarım arazileri bu alanın yaklaşık üçte biri yani 28 milyon hektar mertebesindedir. Yapılan etütlere göre ekonomik olarak sulanabilecek 8,5 milyon hektar alanın 2010 yılı sonu itibari ile toplam 5,5 milyon hektarı sulamaya açılmıştır. Bu miktarın 3,21 milyon hektarı DSİ tarafından inşa edilmiş modern sulama şebekesine sahiptir. 1,29 milyon hektarı mülga Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü (KHGM) tarafından işletmeye açılmıştır. Ayrıca, yaklaşık 1 milyon hektar alanda halk sulaması yapılmaktadır. 2023 yılında ekonomik olarak sulanabilir 8,5 milyon hektar arazinin bugün
itibarıyla sulanmayan 3,00 milyon hektarlık kısmının da Genel Müdürlüğümüz tarafından işletmeye açılması hedeflenmiştir.
DSİ Genel Müdürlüğü günümüze kadar Türkiye’nin ekonomik olarak sulanması uygun olan 8,5 milyon hektar tarım sahasının yaklaşık %37,76’sını suya kavuşturmuştur. 3,21 milyon hektar olan bu alan ülkemizin toplam tarım alanının (28 milyon hektar) yaklaşık %11,46’sını teşkil etmektedir. 2010 yılı sonu itibarıyla ülkemizde sulamaya açılan toplam 5,5 milyon hektar alanın %58,36’sını teşkil eden 3,21 milyon hektar DSİ projeleri marifeti ile sulanmakta iken, 2023 yılında DSİ tarafından sulama suyu sağlanan alanın 6,5 milyon hektara ulaşması ile bu oran %76,47’ye ulaşacaktır.


Ülkemizde halen, ekonomik olarak sulanabilecek 8,5 milyon hektar tarım alanının yaklaşık %64,7 sulanabilmektedir. Beslenme ihtiyacının karşılanması, sanayinin ihtiyacı olan tarımsal ürünlerin dengeli ve sürekli üretilebilmesi, tarım kesiminde çalışan nüfusun işsizlik sorununun çözülmesi ve hayat seviyesinin yükseltilmesi için geri kalan yaklaşık 3 milyon hektarın da sulanması ve bunun için gereken sulama tesislerinin bir an önce inşa edilmesi özel bir önem taşımaktadır.
Değerlendirme kapsamındaki yaklaşık 2.057.000 ha alandaki sonuçlara göre mevcut sulanan alanın %83’ünde yüzeysel sulama metotları (karık, tava ve salma) kullanılarak sulama yapılmaktadır. Geri kalan kısımda basınçlı sulama (yağmurlama ve damla) yapılmaktadır. Geleneksel (elle boru taşıma) yağmurlama sulaması çiftçiler arasında bütün ülke genelinde yaygın olup, 170.000 hektarın bu metotla sulandığı belirlenmiştir. DSİ sulamalarında yaklaşık 50.000 hektar alan yağmurlama, damla sulama metodu ile sulanmaktadır. (Başlıca şeker pancarı, tahıl, yonca, ayçiçeği, bostan ve sebzeler için). DSİ’nin işletmeye açtığı yaklaşık 12.000 hektar alanda başlıca turunçgiller, üzüm bağları, çilek ve sebze damla sulama ile sulanmaktadır. Zirai gelişmede su, en önemli girdilerden biri olup, toprakta bitki için gerekli olan nemi temin ederek verimi artırmanın yanı sıra, sektörü iklim şartlarından bağımsız kılmaktadır. Ayrıca ilave istihdam yaratmakta, kırsal alanda gelir dağılımını düzeltmekte, gübre kullanımına imkan sağlamakta, üretimin çeşitlenmesine ve tenebbüt müddetinin uzunluğuna bağlı olarak birim alandan birden fazla ürün alınmasına imkan vermektedir. DSİ tarafından sulanan alanların 6,5 milyon hektara çıkması ile ilave olarak 2 milyon kişiye istihdam sağlanarak ekonomik faydanın yanında sosyal fayda da temin edilecek ve büyük şehirlere göç olayı büyük ölçüde önlenecektir. Ayrıca sulu tarım ile gayri safi milli zirai gelir beş kat artmaktadır 2010 yılı verilerine göre sulama öncesi projesiz durumda ortalama gayri safi milli zirai gelir 85TL/da iken, sulama sonrasında 557 TL/da olmuştur.

Bu kadar çeşitli faydaları olan sulamanın gerçekleştirilmesi, her şeyden önce sulanacak arazilerin sulamaya elverişli olmasına, sulamada kullanılacak su kaynağının yeterli bulunması ve kalitesinin uygunluğuna bağlıdır. Bu iki esas şartın mevcudiyeti halinde, suyu sulama sahasına iletecek ve çiftçi tarafından kullanımını sağlayacak sulama şebekesi ile fazla suları sulama sahasından uzaklaştıracak olan drenaj şebekesinin tesisi gerekli olur. Bütün bu fiziki tesislerin tam ve mükemmel olması dahi başarılı bir sulama için yeterli olmayacaktır. Nitekim sulama, canlı bir iş olup, başarısı sistemin mesul idarece iyi işletilmesi kadar, çiftçilerin bilgi ve becerilerine de bağlı bir keyfiyettir.
Sulama Projelerinde Öncelik Belirleme Kriterleri
DSİ Genel Müdürlüğü, Yatırım Programı’nı oluştururken aday sulama projelerini aşağıda belirtilen kriterlere göre değerlendirmektedir:
- Çiftçilerin sulama talebinin olması,
- Arazinin verimli olması,
- Su kaynağının (baraj veya gölet) hazır olması,
- Cazibe sulaması yapılabilmesi,
- Toplulaştırmanın yapılmış olması.
Bu kıstasların tamamını sağlayan projelere, “5 Yıldızlı Sulama Projeleri” adı verilmektedir.
- Çiftçilerin sulama bilincine erişmeleri, kendi aralarında bir araya gelerek örgütlenmeleri ve katılımcı sulama yönetimini sahiplenmeleri, sulama yatırımlarını geri ödemeyi benimsemeleri ve sulama sistemi kurulması yönünde istek ve beyanda bulunmaları projenin uygulanmasında ilk ve önemli bir aşamadır. Bunun en güzel örnekleri YAS Sulama Kooperatiflerinde görülmektedir.
- Bilindiği üzere barajların; taşkın koruma, enerji, sulama, içme suyu gibi birden çok amacı olabilmektedir. Sulama dışındaki öncelikleri geliştirilmiş barajların sulama maksadının da bir an önce devreye alınabilmesi bakımından, öncelikle yatırım programına alınarak gerçekleştirilmeleri durumunda, bu yatırımların milli ekonomiye geri dönüşü hızlı, katkısı da daha fazla olacaktır. Su kaynağının baraj veya gölet olması çiftçilere sezon boyunca güvenli ve kaliteli su temin ederek tarımsal üretim yapma imkanı da sağlayacaktır.
- Cazibe sulama yatırımlarının pompaj sulama yatırımlarına nazaran daha ucuz olması ayrıca işletme sırasında çiftçiye getirdikleri yükün de azlığı sebebiyle tercih edilmektedir. Toplulaştırma yapılmış arazilerde kamulaştırma ve diğer yatırım maliyetleri azalarak işletme sırasında da optimum ve randımanlı işletme şartları oluşacağından, yörede toplulaştırma yapılmış olması sulamaya geçiş için tercih konusudur. Arazinin verimli hatta iklim koşullarının müsait olması sebebiyle birden fazla ürün alınabilecek yerlerde öncelikle sulama projesi geliştirilmesi önem arz etmektedir.
- Türkiye’de yüksek nüfus artışı ve tarımsal arazilerin miras yoluyla paylaşım neticesinde, sürekli bölünmesi yüzünden zirai projelerden beklenen faydayı sağlamakta bazı problemler yaşanmakta olup, bu problemleri çözmede mülga KHGM tarafından yapılmakta iken 3083 Sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanununa istinaden arazi toplulaştırmaları, Tarım Reformu Genel Müdürlüğünce aynı zamanda 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun 17. Maddesine istinaden yapılan değişiklikle 5578 Sayılı Kanun (20/03/2007 Tarihli Resmi Gazete) ve Tarım Arazilerinin Korunması Kullanılması ve Arazi Toplulaştırılmasına ilişkin Tüzük ile (27/07/2009 Resmi Gazete) DSİ Genel Müdürlüğüne, arazi toplulaştırması yetkisi verilmiştir. Arazi toplulaştırmalarının en önemli faydaları arasında zirai üretimde modern tekniklerin uygulanması, tarım arazilerinin sulama ve ulaşım ağının inşası, arazilerin daha fazla bölünmesinin önlenmesi vardır. Arazi toplulaştırması sulama projelerinde kamulaştırma masraflarını bertaraf etmekte, inşaat, işletme ve bakım maliyetlerinde önemli miktarda düşüşe yol açmaktadır. Sulama projelerinde teknik ve ekonomik olarak yüksek standartlar sağlayan modern kapalı sulama sistemlerinin uygulanması ile çiftçilere ve ülke ekonomisine önemli miktarda katkı sağlamaktadır. Diğer yandan, tarım arazisi fiyatlarının sürekli artışı yüzünden kamulaştırma maliyeti proje bütçesi kadar bir maliyete hatta daha fazlasına mal olmaktadır.

DSİ’nin Sulama Projelerini Tamamlama Hedefleri
Teknik ve diğer sebeplerle projelerin tamamlanma süreleri uzamakta, beklenen fayda gerçekleşememekte, vatandaşın güveni sarsılmakta, maliyetler artmakta ve buna bağlı olarak teknik mahsurlar da doğmaktadır. 2010 yılında; DSİ Genel Müdürlüğü Yatırım Programı’nda bulunan toplam 164 adet büyük sulama projesinin ortalama bitiş süresi verilen ödeneklere düşünüldüğünde 18 seneyi bulmaktadır. DSİ Genel Müdürlüğü aldığı tedbirlerle bu süreyi kısa vadede 12 yıla, sonuç olarak ta 6 yıl mertebesine çekmeyi hedeflemektedir. Örnek olarak GAP Eylem Planı sebebiyle, GAP sulama projelerinin 2012 yılına kadar tamamlanması öngörülmektedir.
DSİ Sulamaları ve Kanal Uzunlukları
2010 yılı sonu itibarıyla işletmeye açılan toplam sulama tesisi sayısı 2.177 adet olup, sulama alanı net 2.727.906 hektardır. Bunun 76.420 hektarı (59 adet sulama) DSİ’ce işletilmekte, 2.181.738 hektarı (719 adet sulama) inşa edilerek işletmesi Su Kullanıcı Örgütlerine devredilmiş, 17.510 hektarı ise (31 adet sulama) bedeli karşılığında başka kurumlara (Devlet Üretme Çiftlikleri, Üniversiteler vb.) inşa edilmiş ve 452.238 hektarı (1.368 adet sulama) DSİ ile birlikte mülga KHGM ve İl Özel İdareleri’nce YAS Sulama Kooperatifleri adına geliştirilmiştir.

Mevcut sulamalarda kanal tipleri hizmet ettikleri alana göre sınıflandırıldığında; sulamaların %41 klasik kanal, %46 kanalet ve %13 borulu şebekeden oluştuğu görülmektedir. Bu değerlere, değerlendirme kapsamı dışındaki küçük sulama tesisleri ile sulama şebekeleri mülga KHGM’ce yapılan Sulama Kooperatiflerindeki kanal uzunlukları dahil değildir. Kanal uzunluklarına göre de ayrıca bir oranlama yapmak mümkündür.
Sulama kanallarının yanı sıra sulamadan dönen ve fazla suların uzaklaştırılması amacıyla inşa edilmiş açık drenaj kanallarının işletmesi de DSİ’ce yapılmaktadır. Yine sulama sonuçları değerlendirilen yaklaşık 2,1 milyon hektar alandaki tespitlere göre toplam drenaj kanalı uzunluğu 23.775 km olup, bunun 6.797 km’si ana drenaj kanalı, 7.450 km’si yedek drenaj kanalı, 9.529 km’si de tersiyer drenaj kanalından ibarettir. Sulamalarda işletme yönetimi ile kanal bakım onarımını yapabilmek ve çiftçilere ulaşım imkanı sağlamak maksadıyla yaklaşık 40.000 km servis yolu da yapılmıştır. DSİ’ce geliştirilen bütün sulamalarda, söz konusu kanalların işletme, bakım ve onarımlarının yeterince yapılabilmesi ve çiftçi katılımının sağlanması için DSİ Genel Müdürlüğü yeni bir politika benimsemiş ve 1993 yılından itibaren işletme yönetimi sorumluluğu Su Kullanıcı Örgütlerine devredilmeye başlanmıştır. DSİ’ce yapılan devir çalışmaları Dünya Bankası’nca desteklenmiştir.
Sulama İşletmeciliği
DSİ’ce geliştirilerek işletmeye açılmış olan brüt 3.216.154 hektar sulama alanının yaklaşık %80’i yerüstü su kaynaklarıyla, %20’si ise yeraltı su kaynaklarıyla sulanmaktadır. Bu sulamalarda mevcut su kaynaklarının en ekonomik bir şekilde kullanarak en uygun zirai üretimin gerçekleştirilmesine yönelik planlı sulama yönetimi çalışmaları yapılmaktadır. Sulama yönetimi çalışmaları; sulama mevsiminden önce genel sulama planlaması yapılmasını, sulama mevsiminde su dağıtımı programlarının hazırlanması, uygulanması ve izlenmesini, sulama sezonu sonrasında da değerlendirme çalışmalarını kapsamaktadır. Sulama işletmelerinin performans göstergelerinin tespitinde; sulama oranları ve sulama randımanları incelenmektedir. DSİ sulamalarında uzun yıllar ortalaması sulama oranı %65, sulama randımanı ise %45 olmuştur.


Bu sonuçlar, sulama alanı 1.000 hektarın üzerinde olan ve devredilen sulamalar ile DSİ’ce işletilen sulamalardan elde edilmiştir. DSİ sulamalarının çoğunluğu açık kanal cazibe sulaması olduğundan sulama randımanlarının %50 seviyesine çıkarılması için çalışmalar yapılmaktadır. Sulama yönetimi çalışmaları kapsamında başarılı bir sulama işletmeciliği yapabilmek için asgari şartlar şunlardır:
- 1/5.000 ölçekli işletme haritalarının mevcut olması,
- Eğitimli ve yeterli sayıda personel istihdamı,
- Bakım-onarımının zamanında yapılması,
- Sulama mevsiminden önce sulama alanı su ihtiyacının tahmini ve kaynak ile karşılaştırılması,
- Ulaşım araçlarının (binek aracı, motosiklet vb.) temini,
- Haberleşme araçlarının (telsiz, telefon vb.) temini,
- 6200 sayılı Kanun’a göre; DSİ’ce inşa edilerek işletmeye açılan sulamalarda bir yıl önce yapılmış olan işletme ve bakım masraflarının tamamı faydalananlardan işletme ve bakım ücretleri (çiftçi tabiriyle sulama ücreti) şeklinde geri alınmaktadır. DSİ sulamalarında işletme ve bakım ücretleri her yıl Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenmektedir.
Bu Çerçevede;
- 6200 sayılı Kanun, Bakanlar Kurulu’na işletme ve bakım ücretlerinde indirim yapma yetkisi de vermiştir.Yapılan değerlendirmelere göre, sulama ücretleri zirai üretim değerinin %3-5 civarında olmaktadır.
- DSİ’ce inşa edilerek işletmeye açılan sulamalara yapılan kamulaştırma dahil yatırım masrafları da 6200 sayılı Kanun gereği faydalananlardan geri alınmaktadır. Yatırım geri ödeme tutarları Başbakanlık Olur’u ile belli dönemlerde yenilenmektedir. En son olarak, yıllık yatırım ücreti geri ödemeleri, başlangıç yılı 2002 yılı olmak üzere 07/05/2001 tarihli Başbakanlık Olur’u ile 0,15 - 0,75 TL/da arasında belirlenmiştir. Geri ödeme süresi ortalama 11 yıldır.
- Sulama ve drenaj kanallarında su iletimini güçleştiren unsurlardan biri de otlanma ve sediment birikimidir. Bunun için özellikle mekanik temizlik yöntemlerine başvurulmakta olup 2010 yılında 10.408 km sulama kanalında 3,89 milyon m3, 652 km drenaj kanalında 2,56 milyon m3 temizlik çalışması yapılmıştır.
- Sulama yönetiminde esas unsurlardan biri de, sulama tesislerinde fiziki yapıların (kanal, çek yapısı, ölçü tesisleri, sel geçitleri vb. hidrolojik yapılar) sulama mevsiminden önce sulamaya hazır hale getirilmesidir. Bu maksatla gerekli bakım onarım çalışmaları (beton onarımı, kanalet değiştirme, servis yolu bakımı, boya, tamirat, sızdırmazlık sağlanması vb.) yapılmalıdır. Sulama onarımları kapsamında; 2010 yılında 8.524 km servis yolu bakımı yapılmış, 328 bin m3 servis yollarına stabilize malzeme serilmiş, sulama kanallarında 70 bin m3 beton onarımı yapılmış ve 85 km uzunlukta kırılan ve tahrip olan kanalet değiştirilmiştir. Barajlarda cebri boru ve dolusavak kapakları ile regülatör ve sulama tesislerindeki metal aksamın 37 bin m2’si boyanmış ve 332 bin ton taşıma yapılmıştır.
- 1.417.726 ha alanı koruma altına alan ve 67 adedi taşkından koruma amaçlı baraj olmak üzere toplam 5.918 adet taşkından koruma tesisinde ise 2010 yılında 13 milyon m3 temizlik sedde ve röpriz yapımı, 74 bin m3 beton onarımı, 828 km servis yolu bakımı ve 97 bin m3 stabilize serilmesi çalışması yapılmıştır. DSİ’ce geliştirilen sulamalarda sulanan alandaki bitki desenindeki gelişmeler incelendiğinde en dikkat çekici nokta, sulamadan önce kuru tarım yapılan alanlarda hububat ağırlıklı ekim yapılırken, sulamadan sonra ürün çeşitliliği meydana gelmesidir. 2010 yılı verilerine göre, DSİ’ce geliştirilen sulamalarda bitki deseni; %13 pamuk, %19 hububat, %22 mısır, %6 şekerpancarı, %5 sebze, %2 bakliyat, %7 meyve, %3 narenciye, %3 ayçiçeği, %5 yem bitkisi, %2 bağ ve %13 diğer ürünler şeklinde gerçekleşmiştir.
Bitki verimleri ise; pamuk 420 kg/da, hububat 468 kg/da, mısır 1153 kg/da, şeker-pancarı 6031 kg/da, bakliyat 337 kg/da, narenciye 3984 kg/da, ayçiçeği 258 kg/da, yem bitkisi 1405 kg/da olmuştur. Sulama projeleriyle hububatta %232, baklagillerde %221, şekerpancarında %92, pamukta %419, mısırda %497, meyvede %131, narenciyede %288, sebzede %160 verim artışı meydana gelmiştir.
Katılımcı Sulama Yönetimi (Devir Çalışmaları)
Devir Çalışmalarının Temel Gerekçeleri ve Amaçları
Gerekçeler;
- Faydalananların hizmetleri daha düzenli, süratli ve ekonomik olarak yapabilecekleri düşüncesi,
- Dünyadaki benzer gelişmeler.
Amaçlar ;
- Çiftçi katılımı ve yerinden yönetim,
- Özdenetim,
- Faydalar,
- İşletme ve bakım giderlerinde azalma (personel giderleri, enerji giderleri, bakım ve onarım giderleri),
- Daha adil su dağıtımı,
- Sorunların yerinde çözümü.
Devir Yapılabilecek Kurum ve Kuruluşlar
Birden fazla idari birim arazilerine hizmet eden sulama tesisleri 5355 sayılı Kanun ile kurulmuş Sulama Birliklerine ve 1163 sayılı Kanun’a göre kurulmuş sulama kooperatiflerine, sadece bir idari birim arazisine hizmet eden sulama tesisi yine sulama kooperatiflerine devredildiği gibi köy tüzel kişilikleri ve belediyelere devredilebilmektedir. Devir oranı %97’ye ulaşmıştır. Devredilen alan bazında ulaşılan bu olumlu noktadan sonraki çalışmaların seyri “Katılımcı Sulama Yönetiminin Sürdürülebilirliği” yönünde gelişmektedir.

Yeraltı Suyu Potansiyeli
DSİ Genel Müdürlüğünce 2010 yılı sonuna kadar yapılmış olan hidrojeolojik etütler neticesinde tespit edilmiş olan 13,66 km3 yeraltı suyu rezervinin 4,091 km3’ü DSİ, kamu kuruluşları ve sulama kooperatiflerine ait devlet eliyle yapılan sulamalarda, 9,047 km3’ü ise içme-kullanma ve sanayi suyu ihtiyaçları ile münferit özel sulamalarda olmak üzere 13,138 km3’lük bölümünün tahsis işlemi yapılmıştır.

167 sayılı “Yeraltısuları Hakkında Kanun” hükümleri uyarınca açılacak kuyuların adetleri, yerleri, derinlik ve diğer özellikleri ile çekilecek su miktarı DSİ’ce belirlenir. 167 sayılı Kanun’un 3. maddesi uyarınca sınırları ve yapısı, özellikleri belirlendikçe yeraltı suyu sahaları DSİ Genel Müdürlüğü’nün teklifi üzerine ilgili bakanlıkça “Yeraltısuyu İşletme Alanları” kabul ve ilan edilir. İlan edilmiş yeraltı suyu işletme sahaları içinde ve dışında yeraltı suyu aranması ve kullanılması aynı kanunun 8. maddesi uyarınca DSİ tarafından verilecek izne bağlıdır. Aynı şekilde ıslah ve tadil izin belgeleri de yine DSİ’nin yetkisi dahilindedir.
Yeraltısuyu Kullanımı
Ülkemizde yeraltı suları; içme-kullanma ve sanayi suyu ihtiyaçları ile sulama maksatlı kullanılmaktadır. Yeraltı suyu sulama faaliyetleri DSİ Genel Müdürlüğü ve KHGM’ce yürütülmekte iken halihazırda DSİ ile İl Özel İdarelerince yürütülmektedir.
Yeraltısuyu Sulamaları:
Ülkemizde gün geçtikçe artan ve gelişme gösteren yeraltı suyu sulamalarını devlet eliyle yapılan sulamalar ve halk sulamaları olmak üzere iki gruba ayırmak mümkündür.
Devlet Eliyle Yapılan Yeraltısuyu Sulamaları
Bu sulamalar DSİ YAS Sulamaları, Kamu YAS Sulamaları ve YAS Sulama Kooperatiflerine ait sulamalar olmak üzere 3 ayrı biçimde uygulanmaktadır.
DSİ YAS Sulamaları
DSİ Genel Müdürlüğü’nce inşa edilen yüzey sulamalarını takviye etmek veya kombine bir sulama yapmak maksadıyla geliştirilmiş projelerdir. Ayrıca sadece yeraltı suyundan faydalanarak inşa ve işletmesi DSİ tarafından yapılan sulamalar da bu kapsam içerisindedir. Bu projelerde 31/12/2010 tarihi itibarıyla 1.665 adet kuyu ile 83.432 hektar alan yeraltı suyundan sulanmaktadır. Ancak bilindiği gibi son yıllarda bu sulamaların işletme hakkı, kurulmakta olan sulama örgütlerine devredilmektedir.
Kamu YAS Sulamaları
Çoğunluğu Tarım işletmelerini kapsamak üzere kamu kuruluşları adına hazırlanan projeler ile gerçekleştirilmiş sulamalardır. Bu projeler bedeli mukabili yapılmakta ve işletmeleri ilgili kurum veya kuruluşlarca yürütülmektedir. 31/12/2010 tarihi itibarı ile kamu kuruluşlarına ait 25 adet projede 342 adet işletme sondaj kuyusu ile 16.140 hektar alanın yeraltı suyundan sulanması sağlanmıştır.
YAS Sulama Kooperatifleri
Ülkemizdeki yeraltı suyu sulamalarının en büyük bölümünü oluşturmaktadır. 1966 yılından itibaren uygulanmaya başlanan ve 1.163 sayılı Kooperatifler Kanunu’na göre kurulan sulama kooperatifi sulamaları, aradan geçen 45 yıllık süre zarfında yoğun çiftçi talepleri ile karşılaşmış ve önemli gelişmeler göstermiştir. Bu sulamalar önceleri “Mahdut Mesuliyetli Zirai Sulama Toprak Muhafaza ve Arazi Islahı Toprak ve Su Kooperatifi” adıyla, DSİ ve Toprak-Su Genel Müdürlüğü arasındaki işbirliği ile başlamış, Toprak-Su teşkilatının lağvedilip Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün kurulmasından sonra “S.S. Sulama Kooperatifleri” adı altında çalışmalar her iki Genel Müdürlükçe birlikte devam ettirilmiştir.
Bu çalışmalar, söz konusu sulama kooperatiflerinin kurulmasını teşvik etmek, tesislerin inşaatını yapmak ve işletmeye geçtikten sonraki faaliyetlerini yürütmek amacıyla DSİ, Toprak-Su ve Ziraat Bankası arasında akdedilen 03/03/1966 tarihli ve daha sonra revize edilen 31/12/1973 tarihli işbirliği protokolü ile gerçekleştirilmektedir.
Sulama kooperatiflerine ait hizmetlerde DSİ Genel Müdürlüğü yapacağı tesislerle ilgili teknik ve ekonomik fizibilite raporlarını hazırlamak, yeraltı suyu işletme sondaj kuyularını açmak, işletilecek kuyuların elektrifikasyon tesislerini projelendirmek ve inşasını yapmak, kuyulara uygun motopompları tespit ederek temin ve montajı işlemlerini gerçekleştirmekle görevlendirilmiştir. Sulama kooperatifleri ise DSİ Genel Müdürlüğü’nce inşa edilen tesisleri devralmak ve sulama şebekeleri ile bakım ve onarımlarını yaparak yeraltı suyu sulama tesislerinin işletmesini yapmakla yükümlüdür.
Sulama kooperatifleri adına mülga Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nce yapılan sulama tesisleri inşaatları bedelsiz olmakla beraber, DSİ Genel Müdürlüğü’nce açılan işletme sondaj kuyuları, inşa edilen kuyu başı elektrifikasyon tesisleri ve motopomp bedelleri geri ödemeye tabidir. Söz konusu tesislerin bedelleri faizsiz olarak hesaplanmakta ve Bakanlar Kurulu Kararı gereği DSİ Genel Müdürlüğü’nce hazırlanan bir devir sözleşmesi ile tesisler kooperatiflere devredilmektedir. Devir sözleşmeleri önceleri tesislerin ilk 5 yılı ödemesiz 25 yılı geri ödemeli, 30 yıllık bir işletme süresini kapsamaktaydı. Bu süre içerisinde işletme sondaj kuyuları 1 defa, motopomplar ise iki defa yenilenmekteydi. Ancak 26/06/1997 tarihli Başbakanlık Olur’u ile devir sözleşmelerinde yeni bir düzenlemeye gidilmiş ve daha önce inşa edilen tesislerin hakkı saklı kalmak kaydıyla bu tarihten sonra inşa edilen tesislerde geri ödeme süreleri ilk üç yılı ödemesiz ve 12 yılı eşit taksitler halinde olmak üzere 15 yıla indirilmiştir. Böylelikle tesislerdeki kuyu ve motopomp yenilemeleri kaldırılmış ve yenileme ihtiyacı bulunması ve kooperatifin talebi olması halinde yenilemenin bedeli mukabilinde yapılacağı kabul edilmiştir.
- Sulama kooperatiflerine ait yeraltı suyu sulamalarında 31/12/2010 tarihine kadar 11.235 kuyuda 452.238 hektar arazinin sulanması sağlanmıştır. Ülkemizde halen faaliyette bulunan takriben 1.368 adet sulama kooperatifinin dağılımında yoğunluk Konya, Isparta, Eskişehir, Kayseri, Edirne, Samsun, İzmir DSİ Bölge Müdürlüklerinde yer almaktadır.
- İnşa edilen yeraltı suyu sulama tesisleri 6200 sayılı Kanun gereğince sulama kooperatiflerine devredilmektedir. 31/12/2010 tarihine kadar tevsi işleri dahil olmak üzere 2.043 adet ünitede 10.383 adet kuyu ile 427.899 hektar alanı sulayacak kapasitedeki yeraltı suyu sulama tesisinin devir işlemleri yapılmıştır.
- 31/12/2010 tarihi itibari ile DSİ YAS Sulamaları, Kamu YAS Sulamaları ve YAS Sulama Kooperatiflerinin aracılığıyla 13.242 adet işletme sondaj kuyusundan net 551.810 hektar alan yeraltı suyundan sulanmaktadır. Ülkemizde yeraltı suyu sulama projelerinin ele alınmasından itibaren en fazla gelişme sulama kooperatiflerinde olmuş ve kooperatif sulamalarının toplam yeraltı suyu sulamaları içindeki payı %82’ye ulaşmıştır. Yeraltı suyu sulama alanlarının toplamı, DSİ tarafından sulamaya açılan alanların içinde yaklaşık %17’lik bir pay oluşturmaktadır.
Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün kapanmasından sonra, DSİ ve KHGM’ce ortaklaşa yapılan YAS Sulama Kooperatiflerinin yarım kalan sulama inşaatlarının tamamlanması amacıyla, Resmi Gazete’nin 05/08/2005 tarih ve 25897 sayısında yer alan, 2005/9173 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca, yeraltı suyu sulama kooperatiflerine ait sulama şebekeleri, kooperatif yönetimlerinden de talep gelmesi halinde, bedeli karşılığında Devlet Su İşleri tarafından gerçekleştirilebilecektir.
Halk YAS Sulamaları
Çiftçilerin 167 sayılı Kanun esaslarına göre kullanma belgesi alarak yaptığı ferdi sulamalar bu çerçevededir.31/12/2010 tarihine kadar özel sulama yapılması ve içme-kullanma, sanayi suyu için 195.750 adet kullanma belgesi verilmiş olup, münferit şahıs sulamaları için 3,106 km3 (milyar m3) yeraltı suyu tahsis edilmiştir.
Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP)
Ülkemizin en büyük projesi olan Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP); Fırat ve Dicle Havzalarını kapsayan başta sulama ve enerji yatırımları ağırlıklı olmak üzere, bölgenin ekonomik ve sosyal kalkınmasını sağlayacak en önemli entegre projedir.
Proje bölgede yer alan Gaziantep, Adıyaman, Kilis, Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin, Siirt, Batman ve Şırnak illeri olmak üzere 9 ili kapsamaktadır. Bu illerde 2007 yılında yapılan genel nüfus sayımı neticelerine göre yaklaşık 7,35 milyon insanın yaşadığı belirlenmiştir.
Cumhuriyet döneminin en büyük yatırımlarından biri olan ve DSİ tarafından geliştirilen bu proje; 7’si Fırat, 6’sı da Dicle Havzası’nda olmak üzere 13 adet proje demetinden oluşmaktadır.
GAP kapsamında yapımı öngörülen 13 adet proje çerçevesinde; 22 baraj inşa edilerek, toplam 7.490 MW kurulu gücünde 19 hidroelektrik santral ile yılda 27,4 milyar kWh hidroelektrik enerjisi üretilecek ve 1,058 milyon hektar tarım arazisi sulama imkanına kavuşacaktır. GAP kapsamındaki enerji projelerinde %75, sulama projelerinde ise %29 gerçekleşme sağlanmıştır. Fırat Nehri üzerinde Keban, Karakaya, Atatürk, Birecik, Karkamış Baraj ve HES’leri ile Dicle Nehri üzerinde ise Batman, Kralkızı, Dicle Baraj ve HES’leri tamamlanarak elektrik üretimine geçilmiştir.
Güneydoğu Anadolu Projesi’nin entegre kalkınma projesi olması, GAP bölgesinin milli gelirden aldığı payın arttırılmasını ve gelir seviyesindeki bu artışın sosyo-kültürel gelişmeyi de beraberinde getirmesini hedeflemektedir. Gelir seviyesi artışını sağlayacak temel faktör ise başta tarım sektörüne yapılan yatırımlar olmak üzere, DSİ tarafından yapılan yatırımlar olacaktır. GAP bölgesindeki ekonomik kalkınma, sosyal gelişme ve altyapı faaliyetlerini gerçekleştirmek için hazırlanan GAP Eylem Planı, 27/05/2008 tarihinde kamuoyuna açıklanmış, 18/06/2008 tarih ve 2008/11 sayılı Başbakanlık Genelgesi ile uygulamaya konulmuştur.


