DSİ Genel Müdürlüğü
BASIN BÜLTENLERİ
 


ÜÇ BAKANLIKTAN İKLİM DEĞİŞİMİ TOPLANTISI

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dr. M.Hilmi Güler,  Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe ile Tarım ve Köyişleri Bakanı M.Mehdi Eker İklim Değişikliği, Kuraklık ve Su Yönetimi Toplantısı için bir araya geldi.

Atmosfer, okyanuslar ve kara kütleleri yüzeyindeki sıcaklık yükselmesi olarak tanımlanan küresel ısınma, iklim değişikliklerinin temel sebepleri arasında sayılıyor. Sera etkisi yapan gazların artışı gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin sanayi ve ulaşımda karbon ağırlıklı fosil yakıt kullanmaları neticesinde çevrenin ani ve beklenmedik şekilde bozulmasına sebebiyet vermektedir.
Günümüzde artık bir gelecek senaryosu olmaktan çıkarak, hayatımızın içinden bir gerçek haline gelmeye başlayan küresel ısınma konusunda ülkemizin durumunu ortaya koymak ve kısa, orta, uzun vadeli tedbirleri tespit etmek için 3 Bakanlık tarafından gerçekleştirilen toplantı, iklim değişikliklerinin Türkiye üzerindeki tesirini ve bakanlıkların hassas yaklaşımını ortaya koydu.

Enerji Bakanı Güler: “Eski Zihniyetle Yeni Problemler Çözülemez”

Toplantı sonrasındaki basın toplantısında iklim değişiminin su kaynaklarına tesiri üzerinde duran Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dr. M.Hilmi Güler, suyun; enerji, sulama ve içmesuyu maksatlarının hepsinin ayrı ayrı büyük önem taşıdığının vurguladı.
“Enerji maksatlı kullanım açısından, bu yıl herhangi bir problem söz konusu değil. Barajların doluluk oranı gayet iyi. İçme suyu bakımından daha önce Kocaeli, Bursa ve Ankara olmak üzere üç ilde sıkıntı gözüküyordu. Kocaeli ile Bursa’nın problemi son yağışlarla büyük ölçüde giderilmiş durumda, Ankara’da ise %9 dolayında bir doluluk oranı var ve şu anda bir azlık söz konusu. Ancak bilindiği üzere ülkemizde Mart-Mayıs arası en fazla yağış alan dönemdir, bu aylar için olumlu beklentilerimiz var. Bunun yanında geleceğe yönelik Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin DSİ’den devraldığı Bolu-Gerede sistemi gibi uzun vadeli bir proje yürütüyoruz. Sulama açısından ise B. Menderes Havzası, Konya Kapalı Havzası ve Kızılırmak Havzası’nda olduğu gibi bölgesel bazı düşüşler var ama dediğim gibi şubat mayıs arasındaki yağışlarla bu açığın da giderilebileceğini düşünüyoruz. Bunun dışında buralarda Mavi Tünel gibi önemli projelerimiz devam ediyor. Önce 100 milyon sonra 400 milyon m3 su sağlayacak olan Mavi Tünel’in kısa bir süre önce ihalesi yapıldı ve süratli bir şekilde sonuçlandırılacak. Ayrıca bu yıl tamamlanacak olan Zamantı Tüneli ile Derebucak Barajı ve Sulaması da çok faydalı olacak. Sulama konusunda ayrıca DSİ’nin açık kanaletlerden kapalı boru sistemine geçişi de su sarfiyatını azaltacak. Yeni projelerin tamamı kapalı sistem olarak hazırlanıyor. Eskilerde de bu oranı %7’den %50’ye çıkardık. Temel gayemiz yağmurlama ve damla sulamayla suyu daha verimli kullanmak.” sözleriyle Türkiye’nin mevcut durumunun portresini çizen Bakan Güler, toplantıda bu üç noktanın ele alındığını ifade etti.

Bütün çalışmaların uzun vadeli düşünüldüğünü kaydeden Enerji Bakanı Güler, konuya dönemsel olarak değil, ilk günden beri hassasiyetle yaklaşıldığını söyledi. Başta Yenilenebilir Enerji Kanunu olmak üzere alınan tedbirlerle Türkiye’nin enerjiye çok ihtiyacı olmasına rağmen çevreyi daha az kirleten bir ülke haline geldiğini belirten Bakan Güler, Türkiye’nin kişi başına karbondioksit üretiminde dünyada 83. sırada yer aldığı, Almanya, Fransa gibi ülkelerin oranlarının Türkiye’den daha yüksek olduğu bilgisini verdi. “Biz yatırımlarımızı bilhassa çevreyi göz önüne alarak, çevreye rağmen değil çevre için, insan için yatırım yapıyor, bu bilinçle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Eski zihniyetle yeni problemlere çözüm aranmaz. Zihniyet değişimi gerekiyor. Bunun başı da eğitim. Biz Bakanlık olarak karbondioksit emisyonuna sebep olmayan su, rüzgar, güneş, jeotermal gibi çevre dostu enerjilere ağırlık veriyoruz. Nitekim bir süre önce rüzgar enerji atlasını tamamladık, jeotermal atlası çıkardık. Su yatırımları için belirlediğimiz 2023 yılı hedefini 10 yıl öne çektik. Kapalı sulama sistemlerine geçmenin yanında denize akan suyumuzu tüneller vasıtasıyla ihtiyaç duyulan yerlere iletmeyi düşünüyoruz. BTC’de petrol burada, su taşınacak. Suyu son damlasına kadar kullanmak için barajları özel sektöre açtık.” diye konuştu.
Komisyon geçen ve Genel Kurul’da görüşülecek olan Enerji Verimliği Kanun tasarısının da büyük bir adım olduğunu söyleyen Enerji Bakanı Güler, “Tasarruf demek, karanlıkta oturmak demek değil; enerjiyi verimli kullanmak demektir. Kanun çıkınca enerji tasarruflu cihazların üretimi ve ısı yalıtımı ile %30 tasarruf sağlayacağız ki bu da 2 Atatürk Barajı’na bedel bir enerji demektir. Türkiye’de şu an yaklaşık 200.000 kuyu bulunuyor ve bunun yarıya yakını kaçaktır. Biz burada yeni bir kavram olan “Su Yönetimi”ni gündeme yerleştirerek,  suyun suyu verimli ve etkin kullanımının yanı sıra kaçak kullanımının da önüne geçmeyi hedefliyoruz.” sözleri ile çalışmaların gelecekte de aynı ciddiyetle devam ettirileceği mesajını verdi.

Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker: “Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Projesi Başlattık”
Toplantıda Türkiye’de son yıllarda kamuoyunda sıklıkla konuşulan kuraklık ve küresel ısınmayla alakalı faydalı neticeler alındığını ifade eden Tarım ve Köyişleri Bakanı M.Mehdi Eker, Bakanlıkların kendi görev alanları ile alakalı sunumlarının müşterek bir rapor halinde hükümete sunulacağını söyledi. Sunulacak raporun hem mevcut durumu ve anki ihtiyaçları hem de bunların giderilmesi için alınması gereken tedbirleri ihtiva edeceğini belirten Tarım Bakanı Eker, “Elbette ki küresel ısınmadan kaynaklanan birtakım endişeler var yani küresel ısınma Türkiye’yi de bir şekilde uzun vadede etkileyecektir. İşte biz de bugün bu olumsuz tesirlerin bertaraf edilmesi, gelecekte karşılaşacağımız problemlerin giderilmesi için bakanlık olarak tavsiye ettiğimiz tedbirleri anlattık. Biz öncelikle ilgili bütün kuruluşların iştirakiyle bir tarımsal kuraklık koordinasyon kurulunun oluşturulmasını tavsiye ediyoruz.” diye konuştu.

Ziraatla alakalı olarak şu anda Türkiye’nin hiçbir yerinde acil bir tarımsal kuraklık riski bulunmadığının altını çizen Bakan Eker, son yağışların Çukurova Bölgesi’nde de çimlenme problemini ortadan kaldırdığını, Mart-Nisan aylarında önceki yılların ortalamalarına ulaşılması halinde de Türkiye’nin 2007 yılı döneminde hububat üretim rekoltesinde herhangi bir düşüş beklenmediğini söyledi.
Zirai sulama konusunda Enerji Bakanlığı’na paralel şekilde çalışmalar yapıldığını vurgulayan Tarım Bakanı Mehdi Eker, modern tekniklerle sulamaya geçilmesi için 2006 yılında Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Projesi’nin başlatıldığını kaydetti. “Bu projede modern sulama tekniklerini %50 hibe yoluyla destekliyoruz. Geçen yıl 220 proje onayladık. Yani Bakanlık olarak diyoruz ki modern sulama teknikleri projelerinizin %50’sinin maliyetini biz karşılayacağız. Tabi burada en önemli konulardan bir de eğitim. Yeraltı sularının uygunsuz ve aşırı kullanımının zararlarını anlatmaya çalışıyoruz. Çünkü ülkemizde yeraltı sularının kullanımı Konya, Trakya ve Harran’da fazla. Bunun neticesinde de yer altı suyu seviyesinin belirgin şekilde düştüğünü biliyoruz. Kaçak kullanımla alakalı denetimlerimiz sürüyor” şeklinde konuşan Bakan Eker, su tasarrufu ile alakalı çalışmalara bundan sonra da devam edileceğini özellikle ifade etti.
Doğru su kullanımının bir eğitim ve destek işi olduğunu ve bu maksatla yeni bir yayım politikası oluşturulduğunu anlatan Tarım ve Köyişleri Bakanı Eker, bu çerçevede gerekli bilgileri köylerde anlatmak ve sadece orada çalışmak üzere 20.000 köyde 2500 ziraat mühendisi ile veteriner hekimin görevlendirildiğini söyledi.

Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe: “Küresel Isınma Bugün Artık Dünyanın Değişmez Gündemidir”

Gerçekleştirilen toplantının su, hava ve toprak üçgeninde Türkiye’nin geleceğini son derece yakından alakadar ettiğini belirten Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, küresel ısınma ve iklim değişikliğinin artık uluslar üstü bir mesele olarak bütün gündemlerin ana maddesini teşkil ettiğini söyledi. “Türkiye bu gerçeği yakından takip etmek, kendi projeksiyon hesaplarını buna göre yapmak mecburiyetindedir. İşte onun için bu toplantı zirai faaliyetler açısından Tarım Bakanlığı; suyun tahsisi açısından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı; çevre açısından da Çevre ve Orman Bakanlığı olmak üzere suyun yönetiminde görevli üç bakanlık tarafından düzenlenmiştir. Biz bu toplantı ile mevcut durumun fotoğrafını çekiyoruz ve bundan sonra neler yapılması gerektiğini müsteşarlarımızın, teknisyenlerimizin iştirak ettiği bu toplantıdan sonra hazırlayacak oldukları raporlarla önümüzdeki yıllara ışık tutuyoruz.” diye konuşan Çevre Bakanı Pepe, 2070-2100 yılları arasındaki dönem için Meteoroloji Genel Müdürlüğü ile müşterek çalışmalarla iklim senaryoları geliştirildiği bilgisini verdi.
09–12 Eylül 2005 tarihlerinde İngiltere’de yapılan Çevre Bakanları toplantısındaki bir senaryoya göre Akdeniz Havzası’nın küresel iklim değişikliklerinden en çok etkilenecek bölgelerden biri olduğunu söyleyen Çevre ve Orman Bakanı Pepe, “Son yüzyılda atmosferdeki sıcaklık 0,74 oC artmıştır. Dünyada böyle göreceli bir ısınmanın olduğunu Paris’teki yapılan son toplantıda da küresel ısınmanın insan unsurundan kaynaklandığını, büyük sanayileşme ve şehirleşme olgusunun bir noktada bu işi tetiklediğini artık yoruma mahal bırakmayacak şekilde biliyoruz. 2004 yılındaki iklim değişikliği konferansının ardından bütün bakanlıklar, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, meslek kuruluşlarıyla birlikte hazırladığımız 1. Ulusal Rapor, ülkemizin mevcut durumunu ortaya koydu. Türkiye, bu raporla Kyoto’ya giden yolda da önemli bir adım atmış, belirli taahhütler vermiştir. Yani biz bu raporla diyoruz ki şu anda burada bulunuyoruz ama önümüzdeki süreçte de şu adımları atacağız ki su, hava ve toprak kalitesinin sürdürülebilmesi konusunda üzerimize düşeni yapmış olabilelim. Türkiye’nin küresel ısınmadan en az etkilenecek ülkelerden biri olması için yapılacak en önemli faaliyet ise iklim değişikliğinin en büyük sigortası olan ormanların geliştirilmesidir. Çünkü bilindiği üzere ormanlar havayı filtre ediyor, kirli havayı emiyor, suyu muhafaza ediyor ve erozyonu önlüyor.” diye konuştu.
Kullanılmış yağların arıtımı için ciddi sorumluluk ve teşvikler ihtiva eden bir yönetmeliğin yanı sıra valiliklere sulak alanlarla alakalı genelge gönderildiğini ifade eden Bakan Pepe, arz ve talep yönetiminin aynı masa etrafında çözüleceğini söyledi. Su kullanımı konusunda herkese sorululuk düştüğünü hatırlatan Çevre Bakanı Osman Pepe, “Türkiye’de bazı şehirlerinde içme suyu barajlarındaki su seviyesi bugün alarm vermektedir. Bu konuyla alakalı herkese sorumluluk düşüyor. Kime düşüyor? Ev hanımı Ayşe teyzeye, ilkokul öğrencisi Hasan’a, kamyon şoförü Mehmet’e düşüyor, köylü Ali amcaya düşüyor. Çünkü çok enerji demek, daha fazla emisyon ve daha fazla küresel ısınma demektir.” şeklinde konuştu. Türkiye’nin yıllık enerji israfının yaklaşık olarak 5-7 milyon Dolara tekabül ettiğini vurgulayan Bakan Pepe, enerji tasarrufu ve küresel ısınma konusunda bireysel bazda alınabilecek tedbirleri de şu şekilde sıraladı:
“Güneş enerjisinden daha fazla istifade etmemiz lazım, atık kızartma yağlarını kanalizasyonlara dökmememiz lazım. 1 lt yağ, 1 milyon lt suyu kullanılmaz hale getiriyor. Radyatörlerimizin arkasına izofanlar koymamız lazım. Bu %5 enerji tasarrufu sağlıyor.
Diş fırçalarken, traş olurken suyu açık bırakmamız gerekiyor. Bir çeşmeden damlama olması halinde, ayda 1,5 m3 su kaybı meydana gelmektedir. Binalarımızın izolasyonlarını tam yapmamız lazım. TSE damgalı ürünler kullanmamız, çamaşır ve bulaşık makinelerini tam dolu olarak çalıştırmamız lazım.”
“Belediyelerin çöplüklerden yayılan metan gazını azaltıp, çöplerin geri dönüşümünü sağlayacak sistemleri hayata geçirmeleri gerekiyor. Sulak alanları yerleşime açmamaları da şart.” sözleriyle kirlilik ve küresel ısınma konusunda yerel yönetimler, sanayiciler, merkezi hükümete de büyük görevler düştüğünü ile getiren Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, hükümetin atık su arıtma tesislerindeki suları hem zirai faaliyetlerde hem de park ve bahçelerin sulanmasında kullanılacak hale getirmek için her türlü teşviki vereceğini de özel olarak ifade etti.

 

DSİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
Basın Müşavirliği

06.02.2007

 

 

Son Güncelleme:  

 
DSİ Genel Müdürlüğü